Nûbihar Yayınları, hem Kürtçe dilini kullanmasındaki kalite noktasında hem de İslâmi çizgisini muhafaza noktasında, sol düşüncelere kaymadan Müslüman bir Kürdün istifade edebileceği yayınlar hazırlamak konusunda bence Kürtçe yayınlar içerisinde en iyisi. Derginin içeriğinde edebiyat, tarih, şiir gibi kategorilerde kaliteli ve keyifli yazılar var. İstifadeniz bol olsun.
Spas ji bo Mehmet yildirimçakar, Roşan Lezgîn û weşanxana nûbihar ê berhemek giran biha gihaştine ber destê me. Cihê mela Ehmedê Palo bihuşt be. Bi rastî helbestê Palo gav bi gav ez li Kurdistanê gerandim. Dibê hemû helbestên Palo bê weşandin teqez vê pirtûkê li pirtûkxaneya xwe zêdê bikin bixwînin
Dîwana Melayê Cizîrî heta niha ji aliyê gelek weşanxaneyan ve hatiye çapkirin. Divê bête zanîn, xwendina destxetan karekî pir îza ye û hewce ye baş bêne xwendin. Di vî warî de Weşanxaneya Nûbiharê karekî profesîyonel dike.
Di vê pirtûkê de hem helbestên Mela hem jî wergera Tirkî heye. Wergêr Osman Tunç e û ez dikarim bi dilekî rihet bibêjim, wergera herî baş a Melayê Cizîrî jî ev e. Lewra ji bo wergera helbestên Mela, divê wergêr hem Erebî, hem jî Farisî baş bizane. Lê mixabin hin wergêr (naxwazim navê wan bibêjim) ne Farisîya wan ne jî Erebîya wan baş in lê wergerê dikin.
Helbestên Melayê Cizîrî li gor cureyên helbestên wî hatine rêzkirin. Yek bi yek navên helbestan nehatine nivîsandin. Sedem jî ev e; di helbestên klasîk de navên helbestan tunene. Di dawîya pirtûkê de wek fihrîst hatiye amadekirin.
Cureyên helbestan: Qesîde, Medhiye, Terkîb (Terkîbê Bend, Tercî-ê Bend, Tardiye, Terbî), Xazel, Hicîw, Rubaî, Ferd, Muşaare.
"Mîtos û Edebiyat" ji alîyê Weşanên Nûbiharê ve hate weşandin. Li ser mijara Mîtosên KURDO-ÎRANÎ di Edebiyata Kurdî de disekine û ji 8 gotarên zanistî pêk tê. Pirtûk, ji bo lêkolînerên mîtolojîyê çavkanîyeke girîng û hêja ye. Her beşên lêkolînê asoyan nû kûr dike.
Kürtçe Okumak gibi bir şansa sahipseniz ve böyle bir isteğiniz olursa , Güzel bir hikayeye tanıklık edeceksiniz . Kendi dilim kendi hikayem kendi kültürüm elinize sağlık Nûbihar 
Çalışma; politik olayların tarihsel süreç içinde Kürtçe’yi etkilemesine geniş yer vererek Kürt dilinin farklılıkları ve Kürt dilinin kullanılmasındaki engelleri aktarmıştır. fakat bu sadece Türkiye ve İsveç ile sınırlı kalmıştır. Kürdistan'ın diğer parçalarına fazla değinilmemiştir.
“Dil Politikalarının Yasal Bileşeni” başlığı altında, Lozan Anlaşması’nın 39. maddesinde dillerin serbest kullanımına vurgu yapıldığı ancak sonradan ‘unutulduğu’ ve 1980’lerin sonuna doğru tekrar gündeme geldiği değerlendirilmiştir. Bu yıllar arasında Kürtçe’nin dolaylı yollarla yasaklandığı, hatta Kürtçe sözcüğü yerine, kanunda “Türk vatandaşlarının günlük hayatlarında kullandıkları değişik diller ve diyalektler” diye bahsedildiği belirtilmiştir. Cumhuriyet dönemi başladıktan sonra Ziya Gökalp ve Munis Tekinalp gibi şahsiyetler Türklüğün dil ile gerçekleşeceğini savunup başka hiçbir dilin konuşulmamasına yönelik ideolojik çalışmalar yürütmüşlerdir. “Türklük, Türk olmak isteyen herkese açıktı ancak Türk dışında başka bir şey olmak için seçenek bulunmaması gibi bir sorun vardı,” cümlesi dönemin gerçeğini gözler önüne sermektedir. Bunun yanı sıra Clémence, Hamdullah Suphi Tanrıöver’in “Doğu Ocakları” adı altında özellikle Arapça ve Kürtçe’nin kökten kaldırılması için sıkı önlemler alınmasını da gündeme getirdiklerini belirtir. Meselenin siyasi kısmının da ayrıntılı bir şekilde ele alındığı çalışmanın bu bölümünde belki de en çarpıcı nokta, 1928 yılı ve izleyen dönemlerde Türkçe konuşma kampanyalarının yapılıp Yahudiler, Araplar, Boşnaklar, Rumlar ve Ermeniler’in kendi dillerini konuştukları gerekçesiyle vapurlara bindirilmemesidir. Kürt Dili ve Edebiyatı alanındaki gelişmelerin ne zaman ve hangi süreçlerden geçerek geliştiğini anlatan bu çalışmada, yayına başlayan TRT 6 ile ilgili olarak da,