Nunu

Artık insan düşünmüyor, sadece tekrarlıyor. Herkes birbirinin yankısı, hiç kimse kendi sesine sahip değil. Fikir değil, onay arıyorlar. Kalabalığın alkışı, gerçeğin yerini alalı çok oldu. Zekâ artık bir meziyet değil; tehlike sayılıyor. Çünkü sorgulayan akıl, bu çürümüş düzenin düşmanı. Vasatlık, çağın en kusursuz ideolojisi haline geldi. Herkes aynı şekilde düşünüyor, aynı şekilde konuşuyor, aynı şekilde gülüyor — farklı olana tahammül kalmadı. Derinlik, kibirle karıştırılıyor; sessizlik, korkaklıkla. Oysa gürültü yapanların çoğu, kendi boşluklarının yankısını dinliyor sadece. Bu çağın en trajik yanı, kimsenin çürüdüğünü fark etmemesi değil; çürümeyi yaşam biçimi sanması. İnsan artık var olmuyor, sadece sürüyor. Ve sürü, kendini insanlık zannediyor.
Suskunluğum asaletimden falan değil, artık konuşmaya üşeniyorum…
Çağın kurallarına boyun eğmiş insanlardan haz etmiyorum. İnsan, elbette kendi zamanının çocuğudur; ama itirazsız bir uyum, ruhun teslimiyetidir. Bu çağ, her türlü çürümeye kucak açmış, pisliği konfor diye sunar hâle gelmiştir. Ona gönüllü teslim olan, aslında kendi özünü çoktan yitirmiştir. Benim ilgimi çekenler ise hep “arıza” dediğimiz tiplerdir. Çünkü onlar bu çürümüşlüğe sessiz kalamaz. Kimisi düpedüz delidir, kimisi sınırda dolaşır, kimisi zihnini fazlasıyla çalıştırdığı için kendi huzurunu bile yakamaz. Ama hepsi, bu çağın düzenine ayak uydurmayı reddeden insanlardır. Ne aitler, ne memnun; sadece çatışma içindeler. Hayatımda yer bulan herkes, istisnasız, gidişatın rezilliğini fark etmiş kişilerdir. Fark etmişlik insana ağır gelir; dağıtır, paramparça eder. Fakat işte o parçalanış, insana gerçeklik kazandırır. Bu yüzden dağılmış insan, aslında en sahici insandır. Onlara duyduğum hayranlık boşuna değil. Çünkü hakikatin yükünü taşımak, ahlaki sorumluluğu üstlenmek cesaret ister. Ve bu çağda, bu topraklarda, cesaret de ahlak da nadirdir. Kitleler sürüleşirken, az sayıda insan direnebiliyor. İşte onlar, çürümenin ortasında dimdik kalan ender varlıklardır.
Başkaları için yaşar, kendimiz için ölürüz. Heidegger şöyle yazmıştı: “Her insan birçok kişi olarak doğar, tek bir kişi olarak ölür.” Ailenin istediği “iyi” çocuk oluruz, öğretmenin istediği “efendi” öğrenci oluruz, devletin istediği “fedakâr” vatandaş oluruz. Kendimiz hariç her şey oluruz. Bu ölü bir ruhu taşımaktır.
Doğru yazılan kelimeleri bulana kitap hediye edeceğim.😆

DeMeTeR

@sealoverr
·
Yavrum seni üzerler…
Boş ver dedi ama herkezin senin düşündün gibi olmadını örenince sakın üzülme.
Sayfa 43
Alıntı