6/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:51
Öbür Dünya ile Dünya arasındaki duvarlar yıkıldığında insanlar ile feyler aynı dünyada yaşamak zorunda kalırlar. Feyler insanlardan üstün olduklarını iddia ederek insanları köleleştirmek ister ve insanlar kendilerini koruma altına almak için feyler ile aralarına bir duvar örer. Fakat feylerin özgürlükleri insanlar tarafından kısıtlanmak istenmesiyle onlara bir savaş açarlar ve o duvar 20 yıl önce yıkılır. (Bir yirmi yıl vakası daha :D) 20 yıldır Doğu Avrupa’da, seçkin feyler ve insanlar egemenlikleri için savaşmaktadırlar. Kızımız Brexley, küçük yaşlarda ailesini kaybetmesiyle ülkesinin baş generali, aynı zamanda babasının yakın arkadaşıydı galiba?, tarafından sahiplenip büyütülmüş bir kızdır. Çoğu kızın aksine şanslı ve ayrıcalıklıdır. Askeri eğitim alan genç kızımız bunun yanı sırasında da hırsızlıklık yapmaktadır. (Askeri eğitimin hiçbir faydası olammış demekki, ki öyle de zaten) Ve kitabımız da böyle başlıyor aslında. Brexley, birlikte büyüdüğü ve ona sırılsıklam aşık olduğu, aynı zamanda generalin oğlu olan Caden ile Seyehat halindeki trene hırsızlık operasyonu gerçekleştiriyorlar. Caden de generalin oğlu ya, yakalanma riskine ve ününe leke gelmesi riskinden dolayı bu duruma çok karşı ama Brexley’e “KARŞI KOYAMIYOR” işte. O da çılgın ama o geleceğin varisi. Böyle şeyler yapmaması lazım aslında ama bunu yaptıkça da anca kendi olabiliyormuş. Kızımız öyle anlatıyor. Ya bu kız kendi dünyasında çok yaşıyor da neyse. Oğlan da salak yemin ederim. Kız öpüşmek mi hırsızlık mı diyor adam hırsızlık diyor. Sen nasıl libidosu düşük bir erkek oluyorsun, Brex’i sen de bu kadar çok istiyorken. Çıldırmalık yemin ederim. Bi de diyor ki bak bak, ‘sono korşo koyomoyom’ BOK! ÖPÜŞELİM DEDİĞİNDE NiYE KARŞI KOYDUN E MAL!!! Yani o kısım bana hiç geçmedi. Saçmalıktan başka
1000Kitap
Yabani TopraklarStacey Marie Brown · Ren Kitap · 2024159 okunma
6/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 224. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 23:23
Kıyamet Koparken Park Etmek Yasaktır Adındaki şakacı tavır, kitabın devamında hiç bulunmaz.Dünyanın sonu geldi hikayesi gibi görünse de aslında inancın suistimal edilmesi, aile bağlarının zedelenişi ve iki çocuğun erken yaşta büyümek zorunda kalışı , özet olarak böyle diyebilirim. ​ ​bir aile düşünün Rahip John adında bir adamın radyo vaazlarına inanarak dünyanın sonunun geleceğine ikna olmuş. Bu uğurda evlerini, tüm mal varlıklarını satıp parayı bu adama vermişler. ​Ancak beklenen kıyamet kopmamış. Trajedi de tam olarak burada başlıyor. Tamam dünya fiziksel olarak yıkılmamış ama bu ailenin dünyası tamamen yerle bir olmuş. Sokaklarda bir karavanın içinde uyuyan, aşevlerinden yemek yiyen ve umumi tuvaletlerde yıkanarak hayatta kalmaya çalışan kişiler haline gelmişler. Bu da ailenin bireysel kıyameti olmuş. "Herkesi kurtarmaya çalışırken, aslında sadece kendini kurtarma zamanı gelmiş midir?" "​Mutlu olmak bir seçimdir. Bunu birinin senden almasına ancak sen izin verebilirsin" s56 "Gitmemiz gerek. Benimle gelmeyeceksen tek başıma giderim. Gide­rim, inan bana. Söyledikleri kurşun gibi birbiri ardına bağrıma saplanı­yordu. Yaralanıyordum. Aaron giderse, ne yapmam, nereye gitmem gerektiğini bile bilmezdim, onsuz hiçbir işe yara­mazdım".s77 "Bir arada olduğumuz sürece her şeye göğüs gerebili­riz," dedi. " "Artık çocuk değildik tabii ama yine de geride bırakılmak insana garip geliyordu."s172 "Dedim ki ... Her şey kontrolüm altında."s183 Birlikte okuma yaptıgım arkadaşlarım. Kitapseverlerkulüp t.me/kitapseverlerok... Keyifli okumalar.
Kıyamet Koparken Park Etmek YasaktırBryan Bliss · Pegasus Yayınları · 2018239 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 23:01
​ Meliha Çiftçi - Ve İnsan Kaybedince Anladı ​ "İnsanoğlu 'Bittim!' dediği an, Rabbi 'Yettim kulum!' diyordu."           ​Ve İnsan Kaybedince Anladı. Ne kadar doğru değil mi? Hiçbir şeyin kıymetini kaybetmeden anlamıyoruz. Hırpalıyoruz, kırıyoruz, döküyoruz; ancak bu kadar hoyrat davrandıklarımız elimizden gidince farkına varabiliyoruz. Peki, son pişmanlık fayda eder mi?       ​Yazarın Seven Sevdiğini Söylesin kitabında kısa da olsa karşımıza çıkan Zehra'nın hayatına bu kez yakından şahitlik ediyoruz.      ​Kızını trafik kazasında kaybeden, gözlerini ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde açan, vicdanının sesinden kurtulmaya çalışan ve eşinin bu süreçte onu yalnız bırakmasıyla acısına acı eklenen Zehra...      ​İnsan görmediği, bilmediği, öğrenemediği sevgiyi bir başkasına nasıl gösterir? Zehra da gösteremiyor; ne kızına ne eşine. Ama an geliyor, yaşadıkları ve yaptıkları yüreğine büyük bir taş gibi oturuyor. Okurken Zehra'nın acısını adeta yüreğimde taşıdım. İlk kitaptan tanıdığım Elif ve Ömer'e yeniden denk gelmek ise beni ayrıca mutlu etti.      ​Seven, sevdiğini kaybetmeden, iş işten geçmeden söylesin. Hatta kendimize bir iyilik yapalım; bu satırları okuyan kıymetli insanlar, yarın geç olmadan şimdiden sarılsın sevdiklerine.      ​Sevmek şifa, tebessüm sadaka, sarılmak ise en büyük ilaçtır... Eee, ne duruyorsunuz? Haydi, şifalanalım!     ​Kitapla ve sevgiyle kalın...
Ve İnsan Kaybedince AnladıMeliha Çiftçi Alver · Mavi Kuş Medya Yayınları · 20252 okunma
9/10
·136 syf.·
2026 76. kitabı
Kişisel gelişim klişeliği saçmalığından boğulduğum şu dönemlerde böyle bir kitap okumak ilaç gibi geldi. Modern kişisel gelişim kültürüne karşı yazılmış kısa ama etkili bir eleştiri olmuş. Kitap, okuyucuya sürekli daha mutlu, daha başarılı, daha üretken olma baskısı yapan anlayışı sorgulatıyor. Bu yönüyle kitap, okuyucuya rahatsız edici ama düşündürücü sorular soruyor. İnsanlar günümüzde en iyisi, en başarılısı olmalı, iş değiştirmeli, yeni beceriler kazanmalı, pozitif düşünmeli, kısaca her koşulda en iyisi olmalı başlıkları altında koşturuluyor. Yazar ise bu baskının insanı özgürleştirmek yerine yorduğunu savunuyor. Bazen ilerlemek yerine durmak, her şeye “evet” demek yerine “hayır” diyebilmek ve sürekli değişmek yerine bazı değerlere sadık kalmak daha anlamlı olabilir diyor. Kulağa çağ dışı duran söylemler gibi geliyor değil mi? Yanıtımız ‘evet’ ise, biz de hız kültüründe kaybolmuşuzdur belki… Kişisel gelişim alanını tamamen reddetmesi nedeniyle bazı okurlara fazla sert veya tek taraflı gelebilir. Açık yüreklilikle bu kitabın yazılması ve yayınlanması çok yerinde bana göre, böyle bir kitaba ihtiyaç vardı kesinlikle. Ve tüm bu fikirlerin temelini Stoacılığa dayandırmış. Bu açıdan da çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Peki ‘hız kültürüne’ karşı ne yapacağız? Yazar bunu 7 başlıkta açmış ve örneklendirmiş. Zaten ‘7 adım’ olması da, ‘Etkili insanların 7 özelliği’ ‘5 adımda mutluluğu bul’ tarzında kişisel gelişim klişelerine bir gönderme. :) Başlıklar: 1. İÇİNE DÖNMEYİ BIRAK 2. HAYATINDAKİ OLUMSUZLUKLARA ODAKLAN 3. HAYIR ŞAPKANI TAK 4. DUYGULARINI BASTIR 5. KOÇUNU SEPETLE 6. KİŞİSEL GELİŞİM KİTABI YA DA BİYOGRAFİ YERİNE ROMAN OKU 7. GEÇMİŞE TUTUN
1000Kitap
Kişisel Gelişim Çılgınlığında Kendiniz KalabilmekSvend Brinkmann · İletişim Yayınevi · 2020292 okunma
Masumiyet Müzesi İncelemesi
Puan vermedi
Bu kitabı, dizisi çekilmeden önce okumuştum ve çoğu karakterin hayatın olağan akışına uygun davranmadığını düşünmüştüm. Dizisi çekilince neredeyse herkesin benimle aynı fikirde olduğunu gördüm. Öncelikle psikoloji alanına ilgi duyuyorsanız veya bu alanda eğitim görüyorsanız okumanızı tavsiye ederim. Ama kafa dağıtmak,stres atmak ya da güzel bir hikaye okumak istiyorsanız okumayın çünkü sinirleriniz bozulup daha çok strese girebilirsiniz. Takıntılı,gamsız,olaylara olması gereken tepkileri veremeyen insanları psikolojik yönden incelemek isteyenler için biçilmiş kaftan. Dili akıcı ama bütün roman boyunca Kemal'in şımarıklıklarını okumak beni biraz sıktı. Kemal babasından kalan mirası sayesinde bu kadar uzun süre aşk acısı çekme lüksüne sahip bir karakter. Üstelik çektiği acıyı kendi kendine yaratıyor. Birazcık cesur olsa mutlu bir hayatı olabilirdi. Hem Sibel ile evlenip bir yuva kurmayı hem de sözde "sevdiği kadın" olan Füsun ile onun gururunu hiçe sayıp dost hayatı yaşamayı istiyor. Yanlış anlaşılmasın fakirler aşk acısı çekemez demek istemiyorum ama Kemal orta veya az gelirli bir ailenin oğlu olsaydı bu kadar şımarık olamayacağı için kendi yarattığı acılarda boğulmazdı. Füsun'a gelecek olursak Kemal'e olan bağlılığını sağlıklı bulmuyorum çünkü Kemal onu hayal ettiği gibi sevmeyince intihar edecek kadar Kemal'e bağımlı bir hayat tarzı benimsemiş. Kendi ayakları üstünde durmak istediğini söylüyor ama aynı zamanda bunun koşulunu Kemal'in ona destek olmasına bağlıyor. Buna karşılık Kemal Füsun'u sevmiyor çünkü Füsun'un para kazanınca kendisini terk edeceğine inandığı için kızın önünü kesip mutsuz bir hayata mahkum ediyor. Ayrıca Füsun'u değil, hayalini seviyor. Füsun'un istekleri onun için önemsiz. Füsun'un evinden "izinsiz" aldığı eşyalarla bu hayali canlı tutmaya
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Hollow erkekleri serisinin 2 kitabı muhteşemdi
9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
Yaktığımız Gerçekler Darkromance Bağımsız Seri Çift Taraflı Bakış Açısı Yetişkin Kurgu 464 Sayfa Puanım 9 Mutlu S. 1- Çaldığımız Yalanlar 2- Yaktığımız Gerçekler 3- Arzuladığımız Kan 4- Arzuladığımız Kan 5- Ettiğimiz Yemin ✓Alistair Caldwell, kasabanın yarısı ailesine ait(ailenin dışlanan çocuğu) ✓Rooc Van Doren, savcının oğlu ✓Thatcher Pierson, seri k*tilin oğlu ✓Silas Hawthorne teknoloji imparatorluğunun varisi(şizofreni teşhisi konulmuş) *Rooc Van Doren & Sage Donahue Sage belediye başkanının kızıdır ikizi olan Rosemari'e pek pek benzemez. Lise son sınıf okurken kız kardeşi Hollow erkeklerinden Silas ile sevgiliy olsa da Sage asla onları sevmez. Çünkü ailenin iyi ve uysal çocuğu olmak zorundadır zira anne ve babasının yaptığı baskı bunu gerektiriyor. Rooc ise baba problemi yaşaması sebebiyle özgüven problemi yaşar. Rooc & Sage birgün imkansız gibi görünse de birbirilerine çekilirler fakat onlar için herşey imkansızdır... *Rooc ve Sage'in hikayesi dramatik olarak ağır gelse de ilk kitaba göre daha iyiydi. Sage üzümlü kekikim, sen neker yaşadın böyle...
Yaktığımız GerçeklerMonty Jay · Martı Yayınları · 202681 okunma