İşte, yaşamın düşünde gerçeklerini bulan, sonra yitiren adam, ölüm toprağı üzerinde, savaşlar, çığlıklar, adalet ve aşk çılgınlığı, kısacası acının içinden, ölümün bile mutlu bir sessizlik olduğu bu dingin yurda geri dönmek üzere. Sonra işte… Evet, hiçbir şey engel değil düşlememe, sürgün zamanında bile, öyle ya, hiç değilse bunu biliyorum, iyice biliyorum ki, bir insan yapıtı, üzerlerine yüreğin ilk olarak açıldığı, basit ve büyük iki üç imgeyi yeniden bulmak için sanatın dönemeçleri arasında bu uzun yürüyüşten başka bir şey değil. İşte belki de bu nedenle yirmi yıllık çalışmadan, verimden sonra, yapıtımın daha başlamadığı düşüncesiyle yaşamayı sürdürüyorum.