Pozitifliğin aşırılığına karşı savunmasız olan yeni insan tipi, her türlü egemenlikten mahrumdur. Depresif insan, herhangi bir yabancı zorlama olmaksızın gönüllü olarak kendi kendisini sömüren animal laboranstır. Aynı zamanda hem avcı hem de avdır. Kendi[lik], kelimenin en vurgulu anlamıyla, hâlâ immünolojik bir kategoridir. Fakat depresyon her türlü immünolojik şemadan kaçar. Performans öznesinin hiçir şey yapamayacağı anda patlak verir. Herşeyden önce depresyon, bir Können [yapabilme] ve yaratma yorgunluğudur. Depresif bireyin Hiçbir şey mümkün değildir şikayeti, ancak Hiçbir şey imkansız değildir inancında olan bir toplumda mümkündür. Artık-Hiçbir-Können'ı yapamamak, yıkıcı bir şekilde kendini suçlama ve öz-yıkıma yol açar. Performans öznesi kendini, kendi kendisiyle savaşır halde bulur. Depresif kişi bu içselleştirilmiş savaşta yaralanmış kişidir. Depresyon, pozitiflikte aşırılıktan dolayı ızdırap çeken bir toplumun hastalığıdır. Kendi kendisiyle savaşan insanlığı yansıtır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"...Düşünüyorum öyleyse varım. Oldukça makul. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, var olmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da var olduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. Öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek ben ise bir düş oluyorum..."