Yeni tanıdığı birinin karşısında çok tedirgin oluyor bu çocuk. Yanlış anlaşılmaktan, eksik anlaşılmaktan korkuyor. Müktesebatı neyse hepsini birden ortaya dökmek istiyor.
O tür bakışlara, o ateşe gençliğinde herkes bir kere yakalanır, çoğu bunu fark etmez, bazıları da çabucak unutur. Bunun belki de karşılaştığınız en değerli ve en derin şey olduğunu, gençliğin kutsal ayrıcalığı olduğunu anlamanız için yaşlanmanız gerekir.
Gerçi anılara inanmam ben. Yaşanmış, bizi terk edip gittiği o anın içinde yaşanmış, bitmiştir. Şiire gelince, o da yirmi, elli, yüz yıl sonra aynı şekilde yok olup gitmiyor mu?