Erkek,kendini ve kadınları,asıl gerçeklerine uygun olarak değil,fiziksel güç,iktidar ve otorite metafiziğinin gerekliliğine uyan soyutlamalar aracılığıyla görmektedir.Erkeğin bu davranışının nedeni toplumumuzdaki çaresizlik,zayıflık ve incinme korkusudur.Ama erkek bu duyguları kendine itiraf edemez,çünkü benliğinin metafiziği kahramanlığı hedeflemektedir.Kendisi bir kahraman olamayacağını bilse bile bu onun değer yargısı olarak kalmaya devam edecektir.Özsaygısı bu yüzden önem(yani gerçek veya sadece hayal edilen güç)imajı üzerine kuruludur.Bunların onayı için de kendisine hayranlık duyulmasına ihtiyacı vardır.Tam da bu noktada kadının sözde “daha aşağı” veya enazından “zayıf” olan soyutlaması devreye girer,erkeğin “gücünü” ve “üstünlüğünü” kabul ederek,ona imajını yapılandırma ve sağlamlaştırma olanağı tanır.
Bizim neslimizin asıl yarası da budur:Daha iyisini,daha insancıl olanını istiyoruz,ama bu hedefe engel olanın,kendi kırılgan insanlığımız olduğunu anlayamıyoruz.