Hiçbirimiz şu içinde yaşadığımız toprağa göre değiliz. Şeytan girmiş bir kere içinize, ruhunuza aklın ışığı düşmüş, artık yabancısınız, ne yaparsanız yapın yabancısınız. Yaşadığınız dünya ile ruhunuz arasında uyuşmazlık var, bunu biliyorum, çok iyi görüyorum. Ya dünyayı değiştireceksiniz ya da dışarıda kalacaksınız!..
"Peki niye burada kalmıyorsunuz?"
"Çünkü bu memleket bana göre değil!"
"Niye? On yıldır buradasınız. Alıştınız artık..."
"Belki gövdem alıştı, ama ruhum değil."
Hayatında eğlenceli, heyecanlı bir şeyler olsun istedi. Böyle şeyler olmasın, yalnızca böyle şeylerin, eğlencenin, heyecanın ve mutluluğun beklenişi olsun, buna da razıydım. Belki zamanın tıkır tıkır saat gibi akıtıldığı bu bekleyişi beklenenin kendisinden de güzeldi, ama insan hiçbir şey olmadan da bekliyor gibi yapamazdı ki. Şimdi de bekliyordu işte.