"Bunu iyice anlamalısın... Doğdum ve günahkârmış gibi vaftiz edildim. Önce kilise, sonra aile derken okula başladım. Hatırlıyor musun o iğrenç sınavları? Önümdeki s'kik kâğıttan başka bakacağım her yerin taciz sayıldığı ve hiçbir şey bilmediğim sınavlarda kendimden geçerdim! Hayallere dalmak için daha uygun bir yer ve zaman olabilir mi? Düşünecek hep başka şeylerim oldu... Zorla öğrendiğim her şeyi unutmaya çalışıyordum... Ardından yasalar çıktı ortaya! Ve yaptığım neredeyse her şey bir şekilde aykırıydı yasalara... Ben de yasaları kullanarak sattığım şu ilaçlarla geçimimi sağlamaya başladım... Ama aslında onu hiçbir zaman alaşağı edemedim, çünkü hayatım boyunca hep kaçmak zorunda kaldım. Sonunda hiçbir aidiyet duygum kalmadı. Dini inancım olmadı, aile kurumuna inanmadım, sevgilim olsun istemedim. Hiçbir futbol takımını, siyasi partiyi ya da bayrağı tutamadım. Üstelik bu ülkede kadın ve azınlığım! Ya özgürsündür, ya da değilsindir... Bu benim so!" şansım!"
"Kaçıp da geldiğimiz yere bir bak! En zoru belki de her şeye rağmen kalmaktır. Mücadele etmeden pes etmemeliydik. İnsanın her zaman karşı çıkacağı ve direneceği şeyler olmalı..."
"Yakamozda ufak bir balık sıçradı sudan ve birkaç takla atıp gülümsedi etrafına. Ama kimse fark etmedi onu. Sudaki balıklar bile. Ama o da bunu istemişti zaten. Kendisi ve başkaları için güzel bir şey yapıp, bunu gene sadece kendisinin bileceği."
"Bir kadını tanımak için onunla yirmi yıl aynı evde yaşamaya gerek yok. Onu dans ederken izlemek yeterli. Bazıları başkaları için dans eder, bazıları başka kimse yokmuş gibi."