Tegâbün Suresi'ni okurken kendime şu soruyu soruyorum: "Allah bu sureyle bana ne söylüyor?"
Ve sanki ayetlerin arasından şu ses yükseliyor:
"Ey kulum, aldanma."
Tegâbün; kelime anlamıyla aldanışın ortaya çıkması, gerçek kazancın ve gerçek kaybın belli olmasıdır. İnsan dünyada kazandığını zannedebilir; malıyla, makamıyla, övgülerle,takipçileriyle, planlarıyla kendini başarılı görebilir. Fakat Benim katımda asıl soru şudur: Beni kazanabildin mi?
Ey kulum, seni boşuna yaratmadım. Gökleri ve yeri hak ile yarattım. Seni de bir amaçla yarattım. Hayatın tesadüf değil; yaşadığın sevinçler de, kırgınlıkların da, kayıpların da Benim bilgim dâhilindedir.Ey kulum, başına gelen hiçbir şey Benim iznim olmadan gerçekleşmez. Musibet geldiğinde sadece "Neden?" diye sorma. Bazen dur ve "Allah bana bununla ne öğretmek istiyor?" diye düşün. Çünkü imtihan sadece acıyla değil; nimetle de olur.
Ey kulum, ailen de, malın da, evlatların da bir imtihandır. Onları sev; fakat sevgilerin seni Benden uzaklaştırmasına izin verme. Hiçbir sevgiyi, Benimrızamın önüne geçirme.
Ey kulum, gücünün yettiği kadar Benden sakın. Kusursuz olmanı istemiyorum. Samimi olmanı istiyorum. Düştüğünde kalk. Günah işlediğinde tövbe et. Ertelediğin iyiliğe bugün başla. Bildiğin hakikati yaşayabildiğin kadar yaşa.
Ve belki de sureyi okurken insanı en çok titreten soru şudur:
Ya ben de aldananlardansam?"
Ya ömrümü dünyayı büyüterek geçiriyorsam? Ya ertelediğim her tövbe, geciktirdiğim her namaz, ihmal ettiğim her hakikat bir gün karşıma çıkarsa? Ya kazanç sandığım şeyler, aslında kayıpmışsa?
İşte Tegâbün Suresi'nin kalbe saplanan tarafı budur: İnsan, kaybettiğini bilmedenyaşayabilir.
Fakat bu sure sadece korkutmak için inmemiştir. Aynı zamanda uyandırmak, yönünü düzeltmek ve umut vermek için inmiştir. Çünkü