Satrançmı ? Niye şaşırdın!!
Saçmasın,hiç olmadığı kadar Elimden geliyor artık yazmamak Gitsen artık? Karakterini koysan ortaya öyle gitsen yeter gari. Bilmiyorum kendime yabancıyım bir süredir, ben neler yaşamışım böyle ,üzülmüyorum yaptıklarıma sadece sanmışım ,sanmak garip birşey Kafama takmaya gerek yokmuş gözleri, hisleri yada direk hayatından beni çıkarmış birini Koşturmamak gerekmiş,sevmemek gerekmiş Bu çağa ait değilim eminim buna, sevgimin peşinden niye gittiysem!, bitmiş birşeyin peşinden neden koşturduysam! Beklenti nasıl birşey acaba , birinden birşey beklemekmi, mesela bir insandan anlayış istemek falan yada sevgi dilenmek yada sevgisinden emin olmayımı beklemek beklenti bilmiyorumya ben beklentileri karşılayamıyorum işte mesela bana güven vermiş birinin yanında hiç susmam , öyle öyle susmam Bencede , Bahanlerin altına sığınıp bunu kendine onaylatamayan onaylasa bile bunları yok sayan birine karşı rahat olunamazya İnsan merak ederya , ederde eğer sorduğu sorulara cevap gelmeyeceğini bilirse merak içinde kalır sormayada gerek duymaz.. bana değer verdiğini söyleyipte benden rahatsız olman 🫨 Unutulur gözler amaaaaaan sen yeterki iste saniyleri alıyor silmek hatta yok etmek Böyle işte Yazmayı istediklerim bunlarmı, tabiki hayır. Onların yeri bu yazıydı ama insanın içinden gelirys hani bazı şeyler (sen bunu çok bilirsin, içinden gelmeyişini) benim geldide buraya yazmak gelmedi.. Birgün… Seni çözdüm, herşeyini çözdüm çokta zor biri değilmişsin Sadece tek birşey , tek birşey yeterliydi samimiyet Seni o karanlığın içine ben gömmemiştim ama sen o karanlıktan çıkmak için senin yanında herşeye rağmen duran ,beklentilerini içine gömen, sadece o okuldan edindiğin dertleri yıktığın ve sesini bir kere bile çıkarmayan ve bütün enerjisini istemeden yada isteyerek aldığın seni seven kişiyi
Birinin ama her şeyi...
Yeni uyandım/ dünyada yeni uyanma anına benzeyen bir an var/ ölemediğin/ ama yaşamaya da devam edemediğin bir zaman/ yastığının altında bir muska, üstünde birkaç yıllık gözyaşı, kenarında hüzün tanelerinin olduğu bir kanaviçe/ ağlayarak uyanan kaç kişi kaldı? ağlayarak uyanıyorsun çoğu zaman/ herkesin herkesten biraz almak istediği bu çağda/ sen, birinin her şeyi olmak istiyorsun/ birinin/ ama her şeyi/ sabahın körü/ çok sevdiğin bir yerden hiç istemediğin bir yere gitmenin gömleği üzerinde/ epeydir ne sen anlıyorsun gittiğin yeri, ne gittiğin yer anlıyor seni/ ne sanıyordun/ dünya zaten hep böyle bir yerdi diyor birileri sana sürekli/ saçların her sabah biraz daha büyük/ saçların her sabah biraz daha benim/ biraz daha benimle/ her gece kolum yastığın altındaki o muskaya değiyor/ üzerime döktüğüm her şey senin yüzündendir diye bağırıyorum herkese/ ben ne zaman bağırsam kimse seni anlamıyor/
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Git dönme hiç geri Seni tanıdığıma pişman ettin beni Açtım sevdiğin filmi yok eski tadı Hiçbir şey gibi Sus tazeleme derdi İhanetin kalbimi deldi Sen gülüşümü aldın Şimdi çalar bana Müslüm,Ferdi Yoksun burdaa Neden burda Yoksun burdaa
Müzik
İnsan bazen bir ömre yetecek kadar umudu tek bir cümlenin içine sığdırır.. Kaderimin bir yerine yazıldın sen, Şu an ki yaşadığımda kader, Yarın ki yaşayacağımda kader. Biliyorum ki kader niyete aşıktır, En çok da gayreti sever. Çekilen zahmetler bir gün rahmet olur. Gayretin sonucunda da yazılmış bir kader var, Ne yaşayacağını hiçbir zaman bilemez insan. Elinden geleni yaparsın ama bilmediğin ve hiç bir zaman bilemeyeceğin bir yazgıya da boyun eğersin. Tüm herşeyden sonra, olurda güzel yazdıysa bizi kader, her yeni güne şükür borcum olsun. Neden girdin şimdi kadere diyeceksin biliyorum. Bulaşık yıkamasam ben diye riv riv ederken, Bulaşıkları yıkamayacaksın makinaya dizeceksin diyordun ki! Cümlenin sonuna; Çünkü ben kucağımda Eylül’le olacağım diyiverdin. İçim kıpır kıpır oldu. Hiç beklemediğim bir anda, konuşmamızın orta yerine kocaman bir umudu koyuverdin. Küçük bir cümle kocaman hayallerle dolu. Eylül hanım sen olacaksan, Söz makinaya dizmeyeceğim elimde yıkayacağım dedim. Sözü de alıverdi ağzımdan. Sen fark etmeden, ben o saniyede yıllar sonrasını gördüm. Seni gördüm. Kucağında Eylül’ü gördüm. Bir evi gördüm.
Kurucu Miras, Kalıcı Yapı: CHP ve Türk Siyasetinin Döngüselliği Üzerine Bir Deneme I. Servetin Kaynağı, Yapının Şifresi CHP'nin bugünkü mali gücünün kökenlerine bakmak, sıradan bir kurumsal tarih meselesi değildir. Mübadele'den kalan gayrimenkuller, İttihat ve Terakki'den intikal eden varlıklar, 1942 Varlık Vergisi ile gerçekleşen sermaye transferi ve dönemin kişisel hibeleri—bunların hepsi, partiyi sıradan bir siyasi organizasyondan ayıran bir mirası temsil eder. Bu miras, salt maddi bir zenginlik birikimi değil, "devlet" ile "parti" arasındaki sınırın neredeyse hiç çizilmediği bir kuruluş döneminin izidir. Bu yazının iddiası şudur: söz konusu tarihsel-ekonomik temel, partinin bugünkü siyasi davranışını—iktidar olma konusundaki isteksizliğini, statükoyla kurduğu ilişkiyi ve sistem içindeki konumlanışını—büyük ölçüde açıklayan bir yapısal kod oluşturur. II. Kurucu İrade ile Ekonomik Gücün Kaynaşması Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında parti ile devlet, kavramsal olarak ayrı şeyler değildi. Bu nedenle, dönemin büyük iktisadi hamleleri—Mübadele ile boşalan mülklerin tasfiyesi, Varlık Vergisi yoluyla gerçekleşen sermaye el değiştirmesi—resmî söylemde "millî bir ekonomi" inşa etme hedefine bağlanıyordu. Ancak bu sürecin pratik sonucu, siyasi erk ile ekonomik gücün birbirine geçmesi oldu. Bu kaynaşma, partiyi yalnızca bir siyasi aktör olmaktan çıkarıp, Cumhuriyet'in kurucu iradesinin "maddi temsilcisi" konumuna taşıdı. Buradan, partinin neden bugün "devleti yönetme" arzusundan ziyade "devleti koruma" refleksiyle hareket ettiğine dair bir açıklama çıkar: seçimle gelen, geçici bir iktidar olma fikri, kendisini "kurucu" bir özne olarak konumlandıran bir yapı için yapısal bir çatışma kaynağıdır. III. İktidardan Kaçış Değil, Merkezde Kalma Tercihi Eğer bir partinin temelinde
1000Kitap
Platon.
Bilgisizlik neden kötüdür? Cahil kişi güzellikten, iyilikten, akıldan yoksunken, hepsini kendisinde toplamış sanır da ondan. Yoksun olduğunu bilmeyen kimse ne diye kendinde olmayanın peşine düşsün ?