"Öyle sanıyorum ki, zamanın geçişi ve
insanların seneler ilerledikçe karşılaşacakları değişmeler, bende
bin kat daha hızlı ve sert oldu. Ama beri yanda bu gelişmenin getirdiği mutluluklar toplamı sıfıra doğru geriledi, hatta sıfırın
da altına düştü. Bazı kimselerin ölümle savaşı daha yirmisinde başlar; birçokları da yağı bitmiş lambalar gibi, sessiz yavaş,
ecelleriyle sönerler."
"Bazen bir şey düşünüyor, buna kendim de inanmıyordum. Bazan içimde kendime karşı bir acıma duygusu beliriyor, ama aklım ayıplıyordu beni. Birisiyle konuşsam, bir şey yapsam, türlü konularda söze karışsam gönlüm başka yerde oluyordu, aklım başka yerde, ve ayıplıyordum kendimi. Dağılan, çözülen bir kitleydim ben. Sanki ben hep böyleydim, böyle de kalacağım, acayip, biçimsiz bir karışım ..."
"Şaka değil, üç yıl, hayır, iki yıl dört ay oldu; ama nedir günler, nedir aylar? Benim için bir önemi yok onların; mezarda olan için zaman, anlamını kaybeder."