Sadece yol soracak ve yabancı bir muhitte kaybolmuş biriymişim gibi yapacaktım. Onu görmek yetmiş de artmıştı bile. Ama bütün yapabildiğim, ilk adımı onun atmasını beklemek oldu. Ve onun da tek yaptığı, orada durup bana bakmaktı.
Ağzımı açtım, ama hiç sesim çıkmadı. Ağzım açılıp kapanıyordu, bunu biliyordum... Onunla konuşmak, bir şeyler söylemek için bir mücadele veriyordum, çünkü o anda bakışlarından beni tanıdığını anlamıştım. Bu karşılaşma onun beni görmesini istediğim şekilde gerçekleşmemişti. Benim istediğim, onun karşısında kendimi anlatmaktan aciz, dilini yutmuş bir şekilde durmak değildi. Ama dilim koca bir engel gibi konuşmama mani oluyordu. Ağzım da kurumuştu.
Nihayet, ağzımdan bir şey çıktı. Söylemeye niyetlendiğim şey bu değildi, (ben duruma hakim olabilmek için, tüm geçmişi ve tüm geçmiş acıları birkaç teskin edici ve cesaret verici sözcükle silmeyi planlamıştım), ama çatlamış boğazımdan çıkan tek sözcük “An-neeeee...” oldu.
Öğrendiğim onca şeye – ustalaştığım onca lisana – rağmen, verandada durmuş bana bakan bu kadına söyleyebildiğim tek sözcük “An-neeeee” olmuştu. Tıpkı kuruyan ağzını annesinin memesini emerek ıslatan bir kuzu gibi...
Nihayet, ağzımdan bir şey çıktı. Söylemeye niyetlendiğim şey bu değildi, (ben duruma hakim olabilmek için, tüm
geçmişi ve tüm geçmiş acılan birkaç teskin edici ve cesaret
verici sözcükle silmeyi planlamıştım), ama çatlamış boğazımdan çıkan tek sözcük "An-neeeee ... " oldu.
Öğrendiğim onca şeye - ustalaştığım onca lisana - rağmen, verandada durmuş bana bakan bu kadına söyleyebildiğim tek sözcük "An-neeeee" olmuştu. Tıpkı kuruyan ağzını annesinin memesini emerek ıslatan bir kuzu gibi ...
Kolunun tersiyle alnını sildi ve beni iyi göremiyormuş
gibi kaşlarını çatarak bakmaya devam etti. Öne doğru bir adım attım, bahçe kapısını geçtim ve basamaklara doğru
ilerledim. O ise geri çekildi.
Önce onun beni gerçekten tanıyıp tanımadığından emin
olamadım, ama birden yutkundu ve "Charlie! . . . " dedi. Bu
ne bir bağırma, ne de bir fısıldamaydı. Bu sözcüğü bir rüyadan uyanırmış gibi güçlükle soluyarak söylemişti.
"Anne ... " diyerek basamakları çıkmaya başladım. "Ben
geldim ... "