Şu’arâ,89
“Ancak Allah’a kalbiselîm (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulurlar).”
“Neyi seversen sev, ondan ayrılacaksın.”
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hem, nev-i insanın ekseriyetini teşkil eden ihtiyarlardan ve hastalardan sorunuz; elbette, ekseriyet-i mutlaka ile esefler, hasretlerle, "Eyvah, gençliğimizi badiheva, belki zararlı zayi ettik; sakın bizim gibi yapmayınız!" diyecekler. Çünkü, beş on senelik gençliğin gayrimeşru zevki için, dünyada çok seneler gam ve keder ve berzahta azap ve zarar; ve ahirette Cehennem ve sakar belasını çeken adam, en acınacak bir hâlde olduğu hâlde, الرَّاضِي بِالضَّرَرِ لَا يُنْظُرُ لَهُ müsrifiyle, hiç acınmaya müstahak olamaz. Çünkü, zarara rızasıyla girene merhamet edilmez ve lâyık değildir.
Küçük günahları basit görmekte de durum aynıdır Kişi tövbe etmeyi, günahların zulmeti kalbinde yığın yığın olup da artık tövbe etmenin mümkün olmadığı bir raddeye gelinceye kadar veya ecel ansızın kapısını çalıncaya kadar erteler. Zira az, çoğa davet eder ve kalp, şehvet zincirleri ile praglanır. Sonrasında ise prangalardan kurtulmak mümkün olmaz. Bunun anlamı şu ayette murat edilen tevbe kapısının onların yüzüne kapanmasıdır: "Önlerinden bir set ve arkalarından da bir set çektik."
Kul, Rabbini rububiyetle, kendisini de ubudiyetle tanımadığı sürece gerçek manada kul olmaz.
Bunun gibi tek bir itaat de nefis terbiyesi ve tezkiyesinde hemen tesirini göstermez. Ancak kişinin az ameli küçük görmemesi gerekir. Nefis terbiyesinde çok amel tesir gösterir; ancak o çok ameller de tek tek amellerden teşekkül etmiştir. Bu itibarla her bir amelin nefis terbiyesinde tesiri vardır.