"Siz asla evlenemeyeceksiniz."
"Evleneceğiz."
"Hayır, asla evlenemeyeceksiniz."
"Neden o?"
"Evlenmeden önce kavga edeceksiniz."
"Asla kavga etmeyiz."
"Daha zamanınız var."
"Kavga etmeyiz."
"Öyleyse öleceksin. Ya kavga et ya öl. İnsanlar öyle yapar. Evlenmezler."
Ameliyattan sonra uyandığımda uzaklara gitmemiştim. Uzaklara gitmiyor insan. Yalnızca boğuyorlar. Ölmek gibi değil, hissetmeyesin diye kimyasalla boğuyorlar ve sonrasında kustuğunda safradan başka bir şey çıkmaması ve ardından kendini daha iyi hissetmemesi haricinde dünden kalma gibi oluyor insan.
"İfade etmesi kolay değil. Bazı insanlar vardır, savaş yaparlar. Bu ülkede çok var öylelerinden. Bir de ötekileri vardır savaş yapmayanlar."
"Ama ilk saydıklarınız ikincileri savaşmaya zorluyor."
"Evet."
"Bende onlara yardım ediyorum."
"Siz bir yabancısınız. Bir vatanseversiniz."
"Ya savaş yapmayanlar? Onlar durdurabilirler mi bunu?"
"Bilemiyorum."
Yine pencereden dışarıya baktı yüzünü izledim.
"Hiç durdurabildiler mi?"
"Bir şeyleri durdurmak için örgütlenmemişler, örgütlendiklerindeyse liderleri onları satıyor."
"Öyleyse ümit yok mu?"
"Hiçbir zaman durum ümitsiz değildir. Ama ben bazen ümit edemiyorum. hep ümit etmeye çalışıyorum ama bazen yapamıyorum."
"Belki savaş biter."
"Umarım."