Kitabı farklı ve zaman zaman zorlayıcı yapan, hikâyesinin ne anlattığından çok, “okuma eylemi”ni sürekli hatırlatması.
Yeni bir kitaba başlıyorsun hikâye yarıda kesiliyor. Devamını bulmaya çalışırken başka bir romanın içinde buldun kendini; o da yarım kalıyor. Ardından başka bir hikâye. Böylece sürekli başlayıp asla tamamlanmayan anlatılar dizisine dönüşüyor. Haliyle insan zihninin belirsizliğe tahammül edemeyişini görünür kılıyor.
Metinlerin kaybolması, bozulması, yanlış çevrilmesi ya da manipüle edilmesi; bilginin hiçbir zaman tamamen güvenilir olmadığını ima eden alt metin.
e.g.
"Muhammed, Allah'ın sözünü dinliyor, yazıcılarına yazdırıyordu. Bir keresinde -Peygamber'in yaşam öyküsünü yazanların söylediğine göre- Muhammed, yazıcı Abdullah'a sözleri yazdırırken bir cümleyi yarım bırakmış. Yazıcı, içgüdüsel bir biçimde cümlenin devamını fısıldamış ona. Dalgınlığa kapılmış olan Peygamber, Abdullah'ın ağzından çıkanı ilahi bir kelam gibi kabul etmiş. Bu olay yazıcıyı öylesine öfkelendirmiş ki Peygamber'i terk etmiş ve imandan çıkmış." (sf:178)
Bazen insanı ayakta tutan şey sona ulaşmak değil, aramanın kendisidir. Bazen ama o yüzden ben çok sevmedim farklı bir şey arayan açsın okusun.