Klasik bir arkeoloji dergisi olarak bakındığım bir kaç sayfa okurum dediğim bir anda kendimi içerisinde kaybettim.
Bu durum aslında kendime bir Kobo almam ile başladı. Kitap anca fiziki bir şekilde okunur felsefesine çok bağlı bir insandım. Acaba bu durumdan nasıl uzaklaşırım? sorusu çeşitli yönelmelere sebebiyet verirken, Kobo'da zaman geçireyim diye indirdiğim bir dergiydi kendileri. Tabi ki Tarihçi olmam hatta Eskiçağ ile devam etmem ve üstüne aşçılık eğitimim ile tarihi birleştirmem, arkeolojiyi kaçınılmaz bir araç haline getiriyordu. Dergiden bir kaç sayfa okuduktan sonra inanmazsınız çok fazla şey öğrenmeye başladığımı fark ettim.
Anadolu'da 2017 yılı içinde yapılan çeşitli arkeolojik ve hatta sualtı arkeolojisi ve kent arkeolojisi de dahil bir çok kazıdan bahsedilmekteydi. Bu höyükler, kalıntılar ve batıklar çok fazla ayrıntıyı gün yüzüne çıkarmakta. Ayrıntılar ise çok fazla disiplin üzerinde parçalar sunmakta, mesela bir kaşığın aşçılıkla bağlantısını, bir buğday kalıntısının veyahut bir çömleğin saklama aracı olması gibi gibi bir çok farklı ve önemli bilgi öğrenmem bunuda fiziki olmayan bir okuma ile (yani ekrandan) yapmam çok hoşuma gitti. Derginin faklı sayılarını Kobo'ma yükleyeceğimden eminim ve dergi için en çok sevdiğim durum da arkeoloji gibi ilgisi olmayana sıkıcı gelebilecek bir alanı keyifle, kısa bölümler ile kopma yaşamadan anlatıyor olabilmesiydi.
İlgilisine tam bir HAZİNE.