Kendini ifade etmenin sırrını, kelimelerin uysal hizmetkarlar haline getirmenin yöntemini, onları bir araya getirerek tek tek sahip olduklarından daha fazla anlam ifade edecek şekilde birbirine bağlamanın yolunu keşfetmiş olanlar vardı. O sırrın kendine şöyle bir görünüp geçmesiyle içinde derin heyecanlar hissetti.
... Sonra büyük bir ihtişamla o büyük fikir geldi aklına. Yazacaktı. Gördüğünü dünyaya gösteren göz, duyduğunu aleme duyuran bir kulak, hissettiğini insanlara duyumsatan bir kalp olacaktı.
O bir harpti; tek hayatı ve bilinci telleriydi; müzik ise arasından aktığı o telleri hatıralar ve hayallerle titreştiren bir seldi. Sadece hissetmek değildi bu. Bir biçime, renge ve ışınıma bürünmüş olan duyuları, hayal gücünün hayale cüret ettiği her şeyi yüce ve sihirli bir yoldan somutlaştırıyordu.
Bazen melekler kıskanır masumiyetimizi, bazen kötülüğümüzü görür de kaçacak yer arar şeytan. Hayat şekle sokulamaz, nefes hapsedilemez, istek bağlanamaz, nefis hiçbir zaman tümüyle öldürülemez. İyi mi yararlıdır yoksa kötü mü her zaman bilinemez. Gün gelir bir kötülük bin iyilikten faydalı olur.