lethe

lethe
@neraidas
• bibliophile •
Bir şecereye ve aile geleneğine sahip olmamanın harika bir şey olduğunu düşündüm. Hem Tanrı’nın da bir soyağacı yoktu. Nereden geldiği belli değildi, anne ve babasını tanımıyordu, kendi ayakları üzerinde duran bir adamın bütün erdemlerine ve kusurlarına sahipti. Tanrı bana benziyor olmalı, diye düşündüm; kolay güvenen, içi dışı bir, kendinden asla memnun olmayan, hiç susmayan, her zaman sevgiyi kovalayan. Evet, Tanrı böyle biri olmalıydı mutlaka.
Sayfa 257
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Sanki herkesin ruhunda her şeyin başka bir şeye dönüşmesi gerektiği yazılıydı, sanki insanoğlu, sadece gelip geçici bir hayvan olduğunu bildiği için acele ediyordu.
Sayfa 219
Beni görünce gülüyorlardı ve insanlar gülünce umut dünyaya geri döner. Elinde bir demet çiçekle yalınayak dolaşan yarım akıllı Tanrı’ydım ben.
Sayfa 206
Göründüğü kadarıyla insanlar, onlara bağışladığım yeteneklerin bende en yüksek derecede mevcut olduğuna inandırmışlardı kendilerini; halbuki ben, kim olduğumu ve neden bu kadar yakışıksız işler yaptığımı bana açıklayacak zekâya kavuşmalarını bekliyordum. Beklediğim yardımı alamadım ve güçlükler içinde sürüklenip gittim, kendim ve başkaları beni görebilsin diye insan suretine girmeye zorlanarak.
Sayfa 161
Gerçekte ne melekler, ne de çifte çifte Tanrılar vardı. Bir tek ben vardım, sayısız hata yapabilen ben ama bu gerçeği insanların kafasına sokmakta zorlanıyordum.
Sayfa 161