O kadar aktı gitti ki elimden bırakmadım. Sanki kitapla birlikte yaşadım. Aşk politik midir? Ne politik değildir ki sanki. Hele bizim gibi ülkelerde. Karakterler o kadar gerçekti ki, istekleri, arzuları, yanlışları, doğrularıyla. Kızdığım da oldu hak verdiğim de. Hepimiz hayatta bir şeylere adıyoruz kendimizi ya da adıyor muyuz gerçekten yoksa öyle olmasını mı istiyoruz. Bir amaç arıyoruz. Bazen da arzularımıza saplanıp kalıyoruz. İnsan olmak dediğimiz şeyler bunlar değil midir?
İnsanın idealleri, yapmak istedikleri, bazen yapamadıkları için hayıflanmaları, kendini tanımaya çalışması. Bir yandan da içinde yaşadığımız, hiç durulmayan, hiç acımayan…
Hem topluma hem de bireye böylesine ışık tutması bir romanın… gerçekten tadı damağımda kaldı.