Dantés insani çözüm yollarını tüketmişti.Bunun üzerine,olması gerektiğini söylediğimiz gibi Tanrı'ya yöneldi.Böylece, dünyaya saçılmış olan ve kaderın iki büklum ettiği bahtsızlar tarafından toplanan bütun dinî düşünceler zihnını ferahlatmaya geldi; annesinin öğrettiğı duaları hatırladığında, onların daha önce hiç fark etmediği anlamlarla yüklü olduğunu anladı çünkü dua mutlu insana anlam açısından içi boş ve tekdüze bir bütunlük olarak görunur, ta kı bır gün keder o bahtsıza, Tanrı'yla konuşmasına aracılık eden bu ulvi dili açıklayana dek.
Bunun üzerine coşkuyla değil, öfkeyle dua etti. Yüksek sesle dua ederken artık söylediği sözlerden korkmuyor, kendinden geçiyordu; her söylediği sözde Tanrı'yı görüyordu; mutevazı ve mahvolmuş yaşamında butun yaptıklarını her şeye kadir Tanrı'nın iradesine sunuyor, der lolsler çıkarıyor, yerine getirmesi gereken görevlerı fark ediyordu ve her duanın sonunda, insanların bır yolunu bulup Tanrı'dan ziyade insanlara yönelttiği şu çıkarcı dileğı tekrarlıyordu: Suçlarımızı bağışlayın, tıpkı bizim, bıze karşı suç ışleyenleri bağışladığımız gibi.