Ben burada gözlerinin ışığından,
Yüreğinin sıcaklığından ayrı düşmüş olsam da,
Sen şehrinde bir başına kalsanda
İkimiz de insanlığın bu büyük uğraşında oldukça,
Ne dağlar, denizlerle örülü uzaklık,
Ne birlikte yaşayamadığımız günlerin kahrolası boşluğu
Yaralamayacak,
dünya kurulalı beri yaşanan
tüm içten sevgiler gibi
güzel ve sade olan sevdamızı.
Biz ki ellerimizin kanamasına aldırmadan
En sert kayalara, en güzel biçimleri vermişiz.
En güçlü fırtınalar bile
Sürükleyip götürememiş bizi istediği yöne.
Ve aşk bitti.
Engel olmadı kirpiklerim.
Gözlerimdeki o garip parıltının yitmesine,
Yüreğimdeki derin kıpırtı dindi.
Yüzümde konaklayan aptal dalgınlık,
Biraz kırgın toparladı bavullarını.
Seninle birlikte yudumladığımız günler,
Yerleşti belleğimin tozlu depolarına.
Aşk bitti.
Beklemek önemini yitirdi artık.
Düşünmenin buruk güzelliği tükendi.
Yorgun düştü zihnim bilinmezi çözmekten.
Duygular kanıksaştı.
Kör öfkeler söndü.
Dağ sevgiler parçalandı.
Aşk bitti.
Ama baharın haberi yok bundan.
Çılgın bir güneş çıkmış tepelere,
Evlerin balkonlarını suluyor.
Çiçekler sımsıkı tutunmuş rüzgarın saçlarına.
Kelebeklerin kanatlarında günün şiiri.
Yaşam maviliklerde bir uçurtma.
Vermiş ipini çoçukların ellerine.
Aşk bitti
Ama o zehir tadı.
Ansızın dönüverecekmiş gibi.
Damağımı yakıyor.
Belki haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.
Atilla İlhan (son iki kıta)