Böyle doğmuş olamayız. Teslim olmak, alttan almak, yaranmak; biz doğarken beraberimizde getirdiğimiz davranışlar olamaz. Nasıl öğrettiler bize boyun eğmeyi? Şahane olmadı-ğımıza, güçlü olmadığımıza, önemli olmadığımıza dair beslediğimiz o çok köklü inançsızlık mı bizi bu hale getirdi? Bu yüzden mi sınır kapısından çıkınca süt dökmüş kediye dö- nüyoruz? Başka ülkelere giriş yaparken aman bir tatsızlık çıkmasın diye takındığımız o pek kibar maskelerin altında yatan korkuyu ne yok edecek? Ellerimizi kontrol ederek bizi bir gün gerçekten sevme ihtimalleri mi? Çok sevdiğim bir arkadaşım giderek üzerime yapışan tepki- urduğüm bahanelere çok net bir yanıt vermişti. “Yaş almakla,olgunlukla ilgili değil bu durum.Düpedüz vazgeçmek hayattan.Gençliğin sorgusuz sualsiz isyanını bin kere tercih ederim bu durağanlığa ve kabullenmişliğe.’’