Hayatının bir kaza olmasına izin verdiği gerçeğiyle onu yüzleştirdimde seçim şansı olduğunu inkar ediyor. Bir kültürün içinde hiç kimsenin seçim yapamadığını söylüyor. Hz. İsa'nın mükemmellik arayışında anne, baba ve kültürden kopulması emriyle karşısına çıktığında da yöntemimin fazla ruhani olduğunu söyleyip konuyu değiştiriyor.
Erken bir yaşta bu kavramı anlamış olup da bunu görebilecek bakış açısını geliştirememiş olması ilginçtir. O "sonsuz vaatler sunan çocuktu." -hepimiz öyleydik- ama bu vaatlerin doğasını hiçbir zaman anlayamamış. Görevinin doğayı mükemmelleştirmek ; kendini, kültürünü, ailesini, arzularını, vahşi hayvan doğasını aşmak; şimdi ve eskiden olduğu kişi olmak olduğunu hiç anlamamış. Hiç büyümemiş. İlk derisini hiç atmamış. Vaatleri maddi ve mesleki hedeflere ulaşmak olarak anlamış. Ve içindeki 'Kendin Ol' diyen sesi susturmadan bu hedeflere ulaşınca da çaresizliğe kapılmış ve kendisine oynanan oyuna hınçlanmış. Şimdi bile asıl meseleyi anlamış değil!!