Efendimiz şöyle buyurdu: " Eğer dünya malı hakkında benim bildiklerimi bilseydiniz üzülmezdiniz." Eskiler dünya malına rağbet etmediler. Ateşmiş gibi ondan kaçtılar. Yeteri kadar sahip olduktan sonra, fazlasının hesabını verememekten korktular. Yeteri kadarına sahip olma konusunda da titiz davrandılar, helal sınırının da hep biraz gerisinde kalmaya gayret ettiler. Ve daima şu ölçüyü elden kaçırmadılar: " Gözünüz yukarıda olmasın. Sonra haset eder, kıskanır, nankörlük edersiniz. Aşağıya bakın da halinize şükredenlerden olun."
Ayet ve hadislerle takvaya, alçakgönüllülüğe, iyiliklere koşmaya, kötülüklerden korunmaya çalışan Müslüman, aynı ölçüde Allah yolunda savaşmaya, İslam topraklarının sınırlarını korumaya, nöbet tutmaya ve savaşta sebat etmeye ve gerilememeye davet edilir bunun adı ise cihattır. Cihadın bir alanı, İslam düşmanlarıyla savaşmayı, diğer alanı ise nefsin basit istekleriyle mücadele etmeyi kapsar. Birinde, İslam toplumunun düşman toplumlar karşısında muzaffer kılmak, diğerinde bireyi, iç düşmanları karşısında yenilgiden kurtarmak söz konusudur. Bu iki amaç, uzun yıllar boyunca, teşkilatlı bir şekilde aynı çatı altında gerçekleştirilmiştir.
Kalple ilgili bir sırrımız var, olmalı. Bakılamadığı için karartılan, yumuşatılıp ılıklaştırılan, romantikleştirilen veya beşerileştirilen yalanlara kanmayan Birgül onlara başını çevirip bakmayan bir yol takipçisi bulunmalı.