Kişi kimi ve neyi seviyorsa, gönlünün sultanı o. Büyükler bize ebedi olana gönül vermeyi öğütlediler. Seni mezara koyunca dönüp gidenleri değil, orada da yanında kalacak olan iyi amellerin dost edinmeni, nefsinin lehine arzularını yenmeye çalışıp Allah'ın azametinden korkarak, ona itaat ederek cenneti ummayı, elindeki sermayeyi koruyup kasalarda sakladığın gibi, kıymetli kabul ettiğin bütün varlığını, sizin elinizde olan her şeyi tükenecek, ancak Allah katında olan bakidir ayetiyle amel edip Allah'a emanet edip onun rızası uğrunda harcamayı, malı mantılı değil takvayı seçmeyi, haset hastalığını atıp Allah'ın taksimine razı olmayı, kimseye düşmanlık beslememeyi, gerçek düşman olarak şeytanı bilip başka kimseye adavette bulunmamayı, Allahu Teala'nın, rızkına kefil olduğunu bilip, kendi isteklerine bakmayıp, Allah'ın sende olan hakkı ile meşgul olmayı, senin gibi bir yaratık olan servet'e, ticaretine, sıhhatine güvenmeyip, yalnız hazreti Allah'a tevekkül edip ona bağlanmayı, bunun da sana yeteceğini söylediler.
Kurban bayramında borcumuz var bize düşmez diye kurban kesmedik. Acaba ne borcumuz vardı? Ekmek parası bulamıyorduk da ona mı borçlandık yoksa yenilediğimiz koltuk takımının, buzdolabının, mukaddesat düşmanı programları izleten televizyonun, çamaşır makinesinin taksitlerini ödemekteyiz de borcumuz o mu?