📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Babam annemin ölümünün ardından ne kadar sıradan yaşadıysa, o kadar da sıradan öldü. Sonradan yok olan mürekkep gibiydi hayatı; yaşadıkları çok geçmeden kayboluyordu. Bazen babamın memleketteki arkadaşlarından biriyle karşılaştığında nasıl olduğunu soruyordum . "Nasıl olsun, aynı,"diyordu istisnasız her biri. "Babam ne yapıyor?"sorusunun cevabı yıllar boyunca hiç değişmedi." Aynı." Ceketi eskidiğinde gidip aynı mağazadan aynı ceketi alıyordu, bulamazsa aynı renkten çok benzerini alıyordu. Aynı saatte kalkıp aynı saatte uyuyordu. Kahvede aynı masada, aynı sandalyede oturuyordu. Hep aynıydı babam. Gözden kaybolmanın, kaçmanın, yok olmanın yolunu böyle bulmuştu; her şeyini aynılaştırarak.
Babamın beni bıraktığı ilk gece o kadar gözyaşı döktüm ki hem ayrılığa hem ölüme kafi gelebileceğini düşünüyorum. O gece ve sonraki geceler, birçok kere kefaretimi ödedim ben.
-Yurtta yalnız başıma yaşamayı kabullenmeye başladığım zamanlarda- onu içimde öldürerek kendimce bir hayat mı kurmuştum, yoksa bu çocukça bir intikam alma isteği miydi, anne yokluğuna dayanabilirmiş bir kalbin baba yokluğunun da üstesinden gelebileceğini mi düşünüyordum? Aileden birinin ölümüne bu kadar hissiz yaklaşmak, bu kadar kayıtsız kalmak bir çürüme belirtisi miydi?
Herkes ara sıra kaybolur, ben belki biraz daha fazla. Herkes bir zaman yolunu şaşırır, belki ben daha çok. Herkes bir gün nereye döneceğini unutur, benim hafızam belki biraz daha zayıf. İnsan kaybolur, şaşırır, unutur. Bu kadar. Daha nasıl anlatılabilir ki kaybolma hali? İnsanın kaybolduğunu ilk fark ettiği anın tüyler ürpertici dehşeti. Yaşadığı keşmekeşin içinden nasıl çıkılacağına akıl erdirememesi. Oraya kadar her şeyin yolunda gittiğini düşünmek, o ana kadar kendisine yabancı gelen hiçbir şeyin dikkatini çekmemesi, yavaş yavaş çevrendeki nesnelerin muğlaklaşması, gördüklerinin zihninde hiçbir çağrışım yapmaması,bilincinin o karmaşıklık içinde takip edebileceği bir ipucu bulamaması, seslerin kulağında anlamsız uğuldamalara dönüşmesi.