Bir urgan var boynuma geçirilmiş.
Sessizce gelip ayaklarımla sehpanın arasındaki bağı keseceğin anı beklerken
işte dedim;
"Ölümü beklemek bu olsa gerek..."
Neşe Ağaoğlu
Hep bir mucize bekledik hayattan.
Bunca samimiyetsizliğin içinde güvenmek istedik birine. Zorunluluklardan uzak, sorgulanmadan, yargılanmadan, sırtımızı döndüğümüzde vurulmaktan korkmadan yüreğimizi teslim etmek istedik.
Hangimiz kâğıttan gemiler yapmadık ki?
Sonra o gemiye yükleyip hayallerimizi
rotayı umuda çevirip hangimiz yol almadık engin denizlere?
Bazen boş bir iskeleye yanaştık bağlayamadık umutlarımızı,
bazen tam ortasına demir attık yalnızlığın.
Ne fırtınalar ne kasırgalar atlattık.
Gönül kıyılarımıza vuran sert dalgalara rağmen batıp çıktık hayat denen şu ummandan. Yeniden doğmuş gibi arındık her seferinde.
Pire için yorgan yakmadık, gelmeyenler uğruna yıkmadık limanları. Çünkü hayat bize bahşedilen bir armağandı ve biz daima teşekkür ettik bu armağanın sahibine.
Hayatı ve söylenecek cümlelerinizi ertelemeyin. Çünkü geç kaldığınızı fark ettiğiniz an anlıyorsunuz yaşarken ölmenin ne demek olduğunu.
İşte o zaman geri dönüşü olmayan bir yolda hangi yöne gideceğinizi bulamıyorsunuz.
Hayallerimiz Kafdağı'nın ardında olsa da yine umuda kanat çırparız biz.
Değil mi ki yaralı düşlerimizi sarıp sarmaladık aşk ile.
Ne olursa olsun rotanızı umuda çevirin. Siz oltayı atın, artık nasibinizde ne varsa.
Bir balıkçının da dediği gibi aslında hayat;
“RASTGELE”
Neşe Ağaoğlu
(Söz Susacağım)