“..İçinde delice bir istek uyandı,bu son metre toprakta savaş var mıydı yok muydu, araştırmak istiyordu.Böyle düşününce keyiflendi.Bir yerlerde bir çizgi,bir ayrım olmalıydı.Sınırda giderken,bir ayağı köprüde,bir ayağı toprakta olunca ne olacaktı-özgür mü,yoksa asker mi?Bir ayağında sivil bot,diğer ayağında asker postalı mı?Kafasından sürekli böyle çocukça düşünceler geçiyordu.Köprünün üzerindeyken karşı tarafta sayılacaktı,peki ya geri dönüp koşsa,asker kaçağı mı olacaktı?Peki ya su,nehir,savaş bölgesinde miydi,barış bölgesinde mi?Ve oralarda bir yerlerde nehrin dibinde bir çizgi var mıydı,ülkenin bayrağının renginde?Peki ya balıklar,balıkların savaş alanına yüzmelerine izin var mıydı?..”
“..İnsan ne kadar karşı koyabilir ki? Onlar herkesten güçlü, onlar dünyanın en güçlüleri.”
“Bu doğru değil. Dünya onlara izin verdiği sürece güçlüler..”
…Ben de tek bir vazifem olduğunu biliyorum, insan olmak ve çalışmak. İnsanlığın ötesinde bir vatanım yok benim, insanları öldürmek gibi bir isteğim, hırsım yok..