YouTube kitap kanalımda Albert Camus'nün hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: ytbe.one/-_X3xWwwAoA
“Elli katlı bir binadan düşen adamın hikayesini biliyor musun? Adam her katta kendini rahatlatmak için şunu tekrar edermiş:
Buraya kadar her şey yolunda.
Buraya kadar her şey yolunda.
Buraya kadar her şey yolunda.
...
Önemli olan düşüş değil, yere çarpıştır.”
[Mathieu Kassovitz, La Haine, 1995]
Ben bu kitaba düştüm arkadaşlar. Ama kitapla beraber ben de aşağı düştüm. Yoksa zaten bu zamana kadar aşağıda mıydım da kendimi size yukarıda göstermeye çalışıyordum? Hayatını kaybetmiş olma bilinci için öncelikle onu bulmuş olmak gerekiyorsa, düşmüş olma bilinci için de öncelikle yukarıda olmak gerekmez mi?
Buraya kadar her şey yolunda.
Şu an sen de bu yazıyı okuyan bir insan olarak hangi cihazdan girersen gir ekranı sürekli kaydırarak aşağı düşüyorsun benim kelimelerimle beraber. Mükemmelliklerimizle, yeteneklerimizle, bedenlerimizle, harika zekalarımızla ve kendimizden son derece memnun oluşlarımızla birlikte gün geçtikçe aşağı düşüyoruz. Bugüne kadar bunlar bizi hep yukarıda tutan şeylerdi, onları da beraberimizde yok oluşumuza sürüklüyoruz. Düşmeye devam edelim.
Buraya kadar her şey yolunda.
Kafka'nın Dava ve Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar kitaplarını okuduktan sonra bu kitapların genlerinden hibrit bir gen yaratılmak istenseydi bu kitabın adı Camus'nün Düşüş kitabı olurdu. Çünkü suçlar, yargılar, sorgular ve sorgulanmalar Kafka'nın konusu iken, gurur, ceza, acı, kendinle yüzleşme ve kişilik bölünmesi gibi konular da Dostoyevski'nin ilgi alanlarıydı. Kafka bireysel-insanda sıkışmış kalmış bir insanken Dostoyevski, Hz. İsa'nın bütün evren adına acı çekme felsefesiyle birlikte evrensel olan insana ulaşmayı
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma