Bir gecede bir kadının biyografisi gibi anlatılmış ama bana en yakın gelen ve birden fazla, hatta milyonlarca kadın için ortak bir kadın biyografisi. mısırlı fahişe firdevs'in idamından çok fazla zaman geçti ama kadının bedeninin sadece et parçası olarak değerlendirilmesi veya erkekler tarafından "rol biçilen kadın"kavramı değişmedi. özellikle müslüman toplumlarda kadının toplumsal yerinin sınırları en özgür kadın için bile erkekler tarafından çiziliyor hala. firdevs "bu işi" zevk aldığı için, para kazanmak için ya da intikam almak için yapmıyor tersine erkeklerin koyduğu kurallarla kendi hayatını kurmaya çalışıyor.
kitaptan en değerli kısma ve belki de okuyan herkesi en çok etkileyen kısma gelirsek; "erkeklerin, kadınları bedenlerini satmaya zorladıklarını, en az para ödenen bedenin de eşlerinin bedeni olduğunu biliyordum. bütün kadınlar, öyle ya da böyle fahişeydiler. ben akıllı olduğum için köle eş olmak yerine özgür bir fahişe olmayı yeğlemiştim." kısmı sanırım benim için en çok iz bırakan kısım oldu.
" Arjantin ovalarında serbest bırakılan sığırlar gibi kendi hallerine bırakıldıklarında atadan kalma ve onlara doğal gelen bir modele uygun yaşam tarzına geri dönüyorlardı."
"Onlardan istenen tek şey gerektiğinde daha uzun çalışma saatlerini ve daha az tayını kabul etmelerini sağlamak için başvurulacak basit bir vatanseverlikti."
" genel fikirleri olmadığından ancak küçük ve belirli şikayetlere odaklanabiliyorlardı. Daha büyük kötülükler dikkatlerinden daima kaçıyordu."