Neslihan Dilara

Güzel, acının tamamlayıcı rengidir. Ruh acı karşısında güzeli tahayyül eder. Acıyla çarpılmışın karşısına sağlamı koyar. Güzel görünüm onu yatıştırır. Ruhu varolan dünya karşısında yaşana-bilecek, iyileştirici bir karşı dünya kurmaya yöneltir acı. Her şeyin yeni, ayartıcı bir ışık altında görünmesini sağlar: "Acıya karşı durmaya çalışan aklın muazzam gerilimi, baktığı ne varsa her şeyin yeni bir ışık altında ışıldamasına yol açar ve bu yeni ışıklandırmanın verdiği anlatılmaz uyarı acı çeken insanın intiharın bütün çekiciliğine karşı durmasına ve yaşamaya devam etmeyi son derece arzulanır bulmasına yetecek güçtedir genellikle." Acı hayal gücünü canlandırır. Nietzsche'nin gözünde sanat, varoluşun katlanılmazlığını ve dehşetini büyüyle yok eden “kurtarıcı, iyileştirici bir büyücü”dür.
Reklam
Acı yeninin, tamamen farklı olanın ebesidir.
Katlanılmaz acıların ödülüdür yazmak.
Acı öz-algılamayı hassaslaştırır. Kendiliğe kontur verir. Profilini çizer. Giderek artan kendine zarar verici davranışlar narsisist, depresif hale gelmiş ben'in kendi varlığından emin olmayı, kendini hissetmeyi hedefleyen ümitsiz çabası olarak anlaşılabilir. Acı duyuyorum o halde varım. Varoluş duygusunu da acıya borçluyuz. Acı ortadan kalktığında yerine koyacak bir şey ararız. Yapay olarak yaratılan acı buna çare olur. Macera sporları ve riskli davranışlar kendi varlığından emin olma çabalarıdır. Böylelikle palyatif toplum paradoksal bir şekilde aşırılıkçıların varlığına yol açar. Acı kültürü yoksa barbarlık ortaya çıkar: "Anestezi altındaki bir toplumdaki insanlara canlılık hissi verebilmek için giderek daha güçlü uyaranlar gerekir. kendini deneyimleyebilmeyi sağlayan uyaranlar olarak sadece kimyasal maddeler, şiddet ve terör kalmıştır."
Acı olmaksızın ayırt edip değer biçmek mümkün değildir. Acısız dünya aynının cehennemidir. Umursamazlık hâkimdir burada. Eşsiz olanın ortadan kaybolmasına neden olur.
Reklam