Neslihan Dilara

Puan vermedi·249 syf.··
2026 5. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 12:59
Bir sır, hatta sırlar üzerine kurulu bir hikaye. Sırları duymak ve duymamak, bilmek ve bilmemek arasındaki seçim ise heyecanla ardından gelen sesleri dinlediğimiz bir kapı aralığı kadar. Bir cinayetle başlıyor bu roman ancak insanı bir gizemi keşfetmek isteyip istemediği konusunda arada bırakıyor. Diyelim bilmeyi seçtik, bu seçim o kadar önemli mi ki? Belleğimiz öylesine zayıfken, yaşadıklarımız ve bize anlatılanlar birbirine karışırken; dahası yaşananlar birbirini anımsatır, birbiriyle çakışır ve nihayetinde bir olur, böylece yaşananla yaşanmayan birbirinden ayırt edilemez hale gelirken… Önümüze bakmak istediğimizde ise soyut geleceği bir umutla düşünmeye başlıyoruz ama “şimdi” bize hiç renk vermiyor. Bütün bunları düşünmek kaygı verici, hatta biraz melankoliye ve çaresizliğe sürüklüyor insanı ama tıpkı Luisa’nın dediği gibi “her şey buralarda bir yerde geri çağrılmayı bekler.” Ve kulağımıza fısıldanan, bizi kışkırtan, tahrik eden kelimeler bu kadar güçlü. Tıpkı tereddütleri olan gerçek bir insanın zihninde gezdiğimi hissettiren bu kitap gibi… Büyülü diliyle belirsizliğe ve kayıp gidene yaptığı vurgu insanın içine işliyor.
Beyaz KalpJavier Marias · Yapı Kredi Yayınları · 2016982 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·152 syf.··
2025 17. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2025 20:38
Okurken hiç sıkılmadım, eski Beyoğlu’nda müzik ve sinemayla kurduğu atmosferin içinde olmayı da sevdim. Ancak karakter derinliği aradım, sonu aceleyle bitirilmiş gibiydi ve bu yüzden beklediğim tadı bırakmadı.
Tılsımlı TebessümYaprak Öz · Oğlak Yayınları · 202576 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
Akıcı bir dili vardı. Canavar tasvirleri kendine zihnimde kolayca yer buldu. Bu hikayeyi daha uzun, daha detaylı okumak isterdim diye düşündüm. Tuhaf görülmenin acısını yaşayan, ne kadar uzun zamandır üzgün olduğunu bilmeyecek kadar kendinin uzağında kalmış bu küçük kız çocuğu yüreğime dokundu. Kardeşimin önerisi ♡❀ Zülâl Rânâ Tutucu
Alma ve Yedi CanavarIria G. Parente · Genç Timaş Yayınları · 20251,765 okunma
10/10
·286 syf.··
2025 1. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2025 16:00
Öyle sevdim ki. İyi yazılmış bir biyografiden etkilenmemem elde değil gibi duruyor -burada Stoner’ı anmadan geçemeyeceğim. Uzun zamandır okuduğum kitaplar arasında beni en çok etkileyen kitaptı. Uzunca bir süre içinde okumama hatta okumadığım günler de olmasına rağmen kitaptan kopmadım ve şimdi geriye dönüp baktığımda her bir karakterle ayrı ayrı bağ kurduğumu görüyorum. Canım Lucy, Harry ve ah, Nathan. Yaşamlarının bir parçasına kısa bir ziyaret değildi bu, onların da içinde olduğu bir dünyada yaşadım. İncelikle anlatılan yalın gerçeğin. Komik, içten, özgüvenli ve duygusal anlatıcıyı çok sevdim. Ölmeye uygun bir yer ararken hiç beklenmedik bir biçimde insanlarla bağ kuran, yaşamanın sevinciyle dolan bir ana karakter. Onunla beraber hayatın yaşamaya değer olduğuna inandım yeniden -okumaktan bir muradım da bu, belki de en büyüğü.
Brooklyn ÇılgınlıklarıPaul Auster · Can Yayınları · 2024656 okunma
7/10
·88 syf.··
2024 9. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2024 23:49
Bu kitap kelimesiz yazılmalıydı bana kalırsa ama insan yorumuyla yüklenmemiş duyumları anlatabilmek için bile kelimelere ihtiyacımız var, ne tuhaf. Ben hafifleme arzusu duyarken karşılaştık. Bir yandan kendimi bırakmak isterken diğer yandan kelimelerimin yetmediğini hissediyordum, kelimesiz kalmaktan, aslında anlamı yitirmekten korkuyordum. Ama anlamanın sözlük yüküyle yüklenmek olmadığını görüyorum şimdi. Bu kitapta sözlük anlamını bilmediğim çok kelime yok, nitekim bana farklı anlamlar gösterdi. Suya dönmek. Düşüncenin, beşer olmanın ağır yükleriyle yüklenmemek. Mümkün mü? Görünmeyeni gören çocukluğumun boğuk çığlığını ne kadar işitiyorum? Geçmişi de bir kalıp içinde düşünüyormuşum, bireysel hayatıma, kişisel tarihime odaklanarak. Büyük insanlık tarihi içinde, hatta insandan önce, doğanın içinde bir yerim olduğunu düşünmemişim. Etrafıma, okuduklarımın, baktıklarımın çoğuna bakınca insanca hırsları, kaygıları ne kadar çok benliğimle ve benliğimi ne çok varlığımla eş tutmuşum, bu da ağırlaştırmış beni. Ufka bakarken ne düşünülür demiştim bir zamanlar. Ufka bakarken ufuk olunurmuş. Kendimi bedenimin ve kimliğimin içine hapsettiğimden başka bir şeyler olmak bana kaypaklık gibi gelirdi eskiden. Şimdi parçası olduğum bir deneyim olabileceğini -bunca zaman parçası olmayı reddettiğim- görüyorum. Hiç bırakamayacağımı sandığım kavramları bırakınca hafifliği buluyorum. Bu sessiz coşku süreğen bir hal olabilir mi merak ediyorum, hala katı bir tertibi olan, eli temiz kalsın isteyen o uygar insanlardanken. Kaygılarımı, düşüncelerimi ve yüklerini sırtlanmaya bunca alışıkken. Yine de buraya gelebilmek güzeldi, hatırlamak istedim.
YerKuşAğıDeniz Gezgin · Can Yayınları · 2020389 okunma