Neoliberal mutluluk dispozitifi bizi ruhsal iç-gözleme zorlayarak mevcut iktidar ilişkileriyle ilgilenmekten alıkoyar. Herkesin, toplumsal ilişkileri eleştirel bir gözle incelemek yerine, sadece ve sadece kendisiyle, kendi ruhsal durumuyla ilgilenmesini sağlar. Sorumlusu toplum olan özelleştirilir ve psikolojinin alanına aktarılır. Düzeltilmesi gereken toplumsal değil kişisel durumlardır.
“Acıyla kesintisiz bir teması sürdürmeye çalışan" kahramanca hayat, "çelikleşme"yi hedefler. " "Disipline olmuş çehre kapalıdır". "Bakış noktası sabittir". Buna karşılık "duyarlı bir bireyin zarif çehresi sinirli, hareketli ve değişkendir, çok çeşitli etki ve uyarılara açıktır."
Deneyim "varlığın özsel başkalığının alışılmış olan karşısında kendini açığa vurduğu acıdır öz olarak.” Her tür acıyı yadsıyan bir hayat şeyleymiş bir hayattır. Yalnızca "öteki tarafından dokunulmuş olmak"tır hayatı canlı tutan. Aksi takdirde aynının cehenneminde hapis kalır.
Sanat yabancılaştırmak durumundadır, rahatsız, huzursuz etmeli, hatta acı vermelidir. Mekânı başka yerlerdir. Memleketi yabandadır. Sanat eserine halesini veren tam da bu yabancılıktır. Acı, tamamen farklı olanın giriş yaptığı yarıktır. Tamamen farklı olanın olumsuzluğudur sanatın hâkim düzene bir karşı-anlatı oluşturmasını sağlayan. Beğenilirlikse aynı olanı sürdürür.