Başlarda anlaması güç bir kurgu bizi karşılasa da kitap çok akıcı ve zekice göndermeler var. Özellikle farklı bir gezegeni ve orada yaşayan “çift cinsiyetli” halkı onların gözünden anlatması, aslında cinsiyet yüzünden çıkan ikili çatışmaları çok güzel anlatıyor. Cinsiyet rollerinin doğuştan gelmesinden kaynaklanan sorunlar ve bu rollerin olmadığı bir senaryoyu ilk elden okuyabiliyoruz. Ben bu açıdan çok zihin açıcı buldum bu kitabı. Ayrıca inceden inceye siyasi mesajları da yakalayabiliyorsunuz, insanlara biçtiğimiz cinsiyetin de aslında insan doğasını etkileyen bir faktör ve bizler karşımızdakini bir insandan ziyade cinsiyet olarak görmeye alışmışız. Bizler cinsiyetlerimizden önce birer insanız, bunu hatırlamak gerekiyor gerçekten.
Kitapta sev-e-mediğim tek yön zaman, mekan, kar/kış ve kültürel kavramların kurguda açıklanmaması oldu sanırım. Kitabın sonunda bununla ilgili genişçe bir bölüm ayrılmış olmasına rağmen ben kitabın kahramanının gözünden bu kavramları öğrenmek isterdim. Kahramanla birlikte bu yeni dünyayı incelemek, öğrenmek, anlamak isterdim. Bunun yerine kahramanımızın bahsi geçen kavramları zaten öğrendiği ama okuyucunun hiç bilmediği bir noktadan başlıyor kitap.
Açıkçası kitabın kahramanı ile birlikte bu yeni dünyaya alışma sürecini yaşamak isterdim, yine de bu küçük ayrıntı kitabın güzelliğini gölgeleyemiyor. Bence hayatın belli dönemlerinde okunması gereken bir kitap.