Büyük kentler, küçük kasabalar, fark etmiyor; emek, özgürlük, demokrasi, edebiyat, sanat menevişli bir düşü olan herkes, sistemin siyasi, ekonomik, kültürel kuşatması altında bunalıyor, çırpınıyor.
Çağdaş yada modern dediğimiz, şu kimsenin bir yere yetişemediği, durup iç sesini dinletemediniz, kendi acısını bile canında doyamadığı, başkalarını hızla giden bir aracın camından geçen gölgeler halinde ancak fark ettiği bir dünyada yaşıyoruz nicedir; hızın zamanın tanrısına döndüğü bir dünyada.