Simmon'la beraberken bu kadar kötü değildim. Onun varlığı dikkatimi hoş bir şekilde dağıtıyordu. Fakat Anker'ın Yeri'ndeki küçücük odamda yalnızken hafızamın eline düşmüştüm. Sanki zihnim hayatım boyunca gördüğüm her sivri uçlu ve acı verici șeyi ortaya çıkarıp incelemeye kararlıydı.
En kötü anılarımın kumpanyamın katlinden kaldığını düşünebilirsiniz. Kampımıza dönüp her şeyin yandığını görmem. Ebeveynlerimin cesetlerinin alacakaranlıkta büründüğü tuhaf biçimler. Onları öldürenler. Chandriahlılar. Durmaksızın sıntarak benimle konuşan adam. Köz.
Bu anılar kötü olmasına kötüydü, fakat aradan geçen yıllarda onları öyle çok hatırlayp gözden geçirmiştim ki keskin kenarları neredeyse tamamen körelmişti. Haliax'ın sesinin tonunu ve tınısını babamınki kadar net anımsıyordum. Köz'ün yüzünü kolayca hayalimde canlandırabiliyordum. Gülümserken sergilediği inci gibi dişlerini, beyaz kıvırcık saçlarını. Mürekkep damlaları kadar siyah gözlerini. Birisinin ailesi hiç olmadık şarkılar söylemiş, diyen kış soğuğuyla dolu sesini.
Genelde karşı devrimcilerin dayanaksız ve saçma bir tezleri de şudur: "Biz Müslümanlar "Tanrı" demeyiz, "Allah" deriz, "Tanrı "kelimesini Hristiyanlar kullanır."
Bu tez bilgiye dayanmaz; bilgisizliği yansıtır. Etimolojik olarak "Tanrı" sözcüğü Türk lehçelerinde "gök" anlamına gelen "tan" deyiminden türemiştir: Altay Türklerinde "Tanrı" Yakutçada "Tanara" Moğolcada "Tangı" ve Kazancada "Tangın" gibi çeşitlemeleri vardır. Özetle "Tanrı" kelimesi kendi dilimizin ürünüdür. İncillerde veya Tevrat'ta bu sözcük kullanılmaz. Aynı şekilde Kuran-ı Kerim önyargısız bir şekilde okunduğunda net bir şekilde ortaya çıkan, İslam dini için herhangi bir dil sınırlamasının olmadığıdır.
Aksini iddia edenlere "Fussilet Suresi 44. Ayet"i okumalarını tavsiye etmek gerekir. Bu konuyu; Türk milletinin kimliğini, binlerce yıldır tarihe damgasını vurmuş mücadeleci ruhunu dillendirerek onun kendi özüne dönmesini sağlayan filozof ve sosyolog Ziya Gökalp'in sözleriyle bitirelim.
"Dini Türkçülük, din kitaplarının ve hutbelerle vaazların Türkçe olması demektir. Bir millet, din kitaplarını okuyup anlamazsa tabidir ki, dininin hakiki mahiyetini öğrenemez. Hatiplerin, vaizlerin ne söylediklerini anlayamadığı surette de ibadetlerinden hiçbir zevk alamaz. Çünkü ibadetten alınacak dini heyecan, ancak okunan duaların tamamiyle anlaşılmasına bağlıdır."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Bize en çok zarar verecek, bizi belirsizlikte bırakacak ve en nihayetinde bizi kendi karanlığına esir edecek insanları gördüğümüzde içimizde kopan o muazzam heyecan fırtınasını 'aşk' zannederiz. Oysa o his aşk değil, beynimizin tanıdık bir tehlikeyi algıladığında bastığı alarm butonudur. Sağlıklı, net ve tutarlı insanlar bize bu tehlikeli adrenalini yaşatmadığı için onları 'sıkıcı' bulur ve eleriz."
Karşınızda dünyanın en gizemli, en korkusuz ve en tembel ajanı!
"Bir ajan düşünün; göreve gitmek yerine şekerleme yapmayı, dünyayı kurtarmak yerine atıştırmalıkların peşinden koşmayı tercih etsin
Bugün radarımızda çocukların ve okurken bizim de kahkahalarla okuyacağı harika bir macera var ; Pofidik - Ajan Kedi
Pofidik ve casus arkadaşları Jade ile Kit, tam da izin günlerinde kendilerini bir su parkına atıyorlar.
Plan net Bolca eğlence ve dinlenme. Ama küçük bir sorun var.
Baş düşmanları kıskaç teşkilatı, bu su parkını gizli üs olarak seçmiş durumda.
Şehir büyük bir tehlike altındayken Pofidik, KISKAÇ ajanlarını durdurabilecek mi?
Yoksa yine bir paket atıştırmalığın cazibesine kapılıp ortalığı birbirine mi katacak?
Hadi gelin bu maceraya sizde ortak olun