Anlayan beri gelsin! Ama bundan da tuhaf ve anlaşılmaz olanı, yazarların nasıl olup da kendilerine böyle konuları seçebildikleri… Bunu hiç mi hiç anlayamıyorum... Bir kez, memlekete hiçbir yararı olmayan bir iş bu, ikincisi, ikincisi de öyle hiçbir yararı olmayan bir iş! Bilemiyorum doğrusu, ne demeye…
Aslına bakacak olursanız, yukarıda birincisi, ikincisi diye sıralamaya başladığımız şıkları çoğaltıp üçüncüsü, hatta dördüncüsü diye uzatıp gidebiliriz… Kabul etmek gerekir ki pek çok yerde pek çok anlamsızlıkla karşılaşıyoruz… Öte yandan, şöyle derinlemesine düşünecek olursanız, apaçık belli ki bu işin içinde bir iş var ve de bütün bunların bir anlamı… Kim ne derse desin, dünyada bu türden şeyler oluyor, çok seyrek de olsa oluyor.
Ama dünyada hiçbir şey uzun süreli değildir, o bakımdan
binbaşının duyduğu bu ikinci sevinç ilki kadar canlı değildi.
Bir dakika sonra duyacağı sevinç bundan da cılız olacaktı ve
nihayet, tıpkı suya atılan bir taşla doğan halkaların bir süre
sonra yitip gitmesi gibi, içinde kıvılcımlanan son sevinç kırıntısı,
doğal ruh haline karışacak, bu hal içinde sönecek, belirsizleşip gidecekti.