Kitapta yazar özetle evrim teorisinin kabulünün "türsel yaradılış teorisini" çürütebilmesine "bağımlı" bir yol izlediğini, aynı zamanda "tanımsız" bir "yaradılış teorisini" yıkamayacağını anlatıyor. Dahası bu tanımsız yaradılış teorisinin "evrimi bir araç olarak kullanıyor olabileceği" savından yola çıkarak esasen "yaradılışçı zihniyetten" çıkmamak için adeta çırpınan bir yazarın serzenişlerini okuyoruz. İyi de arkadaşım, sen şimdi karşına evrim teorisini almış olmadın ki, yaradılışçıları almış oldun. Ne yalan söyleyeyim kitap beni çok yordu çünkü adam evrimi savunuyor ama bi yandan da "tek bildiğimiz hiç bir şey bilmediğimizdir" savını ortaya atıp atıp konuyu yaradılışçılığın doğru olabileceğine çekip duruyor. Yahu bilim zaten yok demiyor ki, tam da senin dediğin gibi, bir şey gördüğümüz yok diyor. Bırakın da rahat rahat en azından görebildiğimiz kadarı üzerinde çalışalım diyor bilim. Bence yazarın zihni rasyonelleşmiş fakat kendi geçmişiyle duygusal bağını koparamadığı için kendi kendiyle münakaşa ediyor. Kafası bu kadar karışık bir yazarı okumayı reddediyorum, sayfa 129 itibariyle kitabı yarım bırakmaya karar verdim.