Bora Kasap

Büyük Kanyonu ilk kez ziyaret eden bir arkadaşım, bu muhteşem manzaraya tepki vermediği için hayal kırıklığına uğradı. Bir süre sonra Büyük Kanyonu sinema ekranında defalarca gördüğünü ve asla müziksiz görmediğini fark etti. Gerçek görüşüne böyle bir müzik eşlik etmediği için, uyarılma düzeyi sinemadakinden daha az yoğun olmuştu. Ses çıkarmayan yaralı bir hayvanı veya acı çeken bir insanı görmek, gözlemcide çok az duygusal tepkiye neden olabilir. Ancak çığlık atmaya başladıklarında, görenler genellikle güçlü bir şekilde etkilenir. Duygusal düzeyde, duymakta görmekten daha "derin" bir şey ve diğer insanları duymakta insan ilişkilerini onları görmeye göre daha da fazla geliştiren bir şey vardır. Bu nedenle, ileri derecede sağır olan insanlar, kör olanlara göre çoğu zaman başkalarından daha fazla kopuk görünürler. Kesinlikle en yakınlarından ve en sevdiklerinden şüphelenmeye daha yatkındırlar. Sağırlık, aşağılanma ve aldatılma gibi paranoyak yanılsamaları kışkırtmaya körlüğe göre daha yatkındır.
Sayfa 52·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Kesin olarak görülen şey, işitmeyle duygusal uyarılma arasında, görmeyle duygusal uyarılma arasında olandan daha yakın bir ilişki olduğudur.
Sayfa 52·Kitabı okuyor
Alıntı
İktidar aşkı ile özgürlük aşkı, ebedî bir düşmanlık içindedir. Özgürlüğün en az olduğu yerde iktidar tutkusu, en ateşli ve ahlaksız hâlini alır. Başkaları üzerindeki iktidar arzusu, yalnızca insanların her biri onsuz yapabildiği zaman, insanlığın içinde baştan çıkarıcı bir unsur olmayı bırakabilir; ki bu da kişisel meselelerde özgürlüğe saygının yerleşik bir ilke olduğu yerde mümkündür.
Sayfa 165·Kitabı okudu
Alıntı
Bir nesne hakkında ne kadar çok şey bilirsek, o nesne o kadar yabancılaşır. Tersine söylersek, bir nesne hakkında ne kadar çok şey bilirsek, özne olarak adlandırdığımız şeyin, bir nesneden farklı olan özel bir şey olmadığını o kadar fark ederiz. Evrime göre, DNA'mı insan olarak aktaracak kadar insan gibi görünüyorum ve davranıyorum. Bu "tatmin edicilik", beni insan yapmak için yeterlidir. Bir bilgisayar programının, bir Turing testinde bir insan gibi görünmesi ve davranması, onu bir insan yapmaya yeter. Dolayısıyla, sırayla bir insan gibi görünüyor ve davranıyorum. Yaşam 2.0 mümkündür; yani "orijinal yaşam", zaten yapay olan yaşam 1.0'dir. Yaşam, yaşam-olmayandan oluşur. Öyle ki DNA, RNA ve kimi silikatlar gibi kopya moleküller ne canlıdır ne de canlı değillerdir; daha ziyade, ironik şekilde, yaşayan ölü gibi, kendi dengesizliklerini ortadan kaldırmak için kendilerini çoğaltmakta ısrar ederler. Bunun; nükleotitler ve kuarklar gibi daha küçük veya daha basit şeylerin, amipler, atlar ve zihinler gibi orta büyüklükteki şeylerden daha gerçek olduğu anlamına geldiğini söyleyen eleyici materyalistler, Asimetri Çağı'ndaki şeylerin zorunlu izgesel özelliklerini inkâr ederler. Varlığa dair bir şey doğası gereği ürkütücü, rahatsız edici biçimde belirsizdir. "Oyunu kuran şey, neticede, onun oyun olup olmadığını bilmiyor olmanızdır."
Sayfa 226·Kitabı okudu
Alıntı
Şimdi, bu içinden bir dahi çıkarma (Yunanca daimon, aracı ruhta olduğu gibi) fikri geri dönüyor. Dahi artık içsel uzamımın bir üretimi değil, içsel uzamım ile en az bir başka varlık arasındaki bir işbirliğidir. Gerçekten genius loci [yerin ruhu] diye bir şey var, bunu keşfettik ama kendimizi aptal durumuna düşürüp, bilimi öğrenmeyip, at arabaları uğruna elektrikli motorları elden çıkarabileceğimiz için değil; tam da bunları yapamayacağımız için. Sanat, insanlar ile insan-olmayanlar arasında bir işbirliği ya da Negarestani'nin dediği gibi "anonim materyallerle suç ortaklığı" haline gelmektedir. Bir şiir yazarken, bir miktar kâğıt, biraz mürekkep, kelime işlem yazılımı, ağaçlar, editörler ve havayla uğraşırsınız. Küresel ısınma konusundaki şiirinizin, gerçekten de bir hipernesnenin kendisini insan kulağına ve kitaplıklara dağıtma şekli olup olmadığını merak etmeniz gerekir.
Sayfa 225·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam