İki dil, bir aşk kitabının 21. sayfasında şöyle yazıyor..
Öyle özlüyorum ki seni, sanki yüreğim bağrımdan çıkıp sana koşacak, zor tutuyorum!!!
Her an seni düşünmek, içimde bir fırtına gibi esiyor.
Sözler yetmiyor, gözlerim susuyor ama yüreğim bağırıyor, her geçen saniye seni daha çok özlüyor.
Bazen rüyalarımda seni buluyorum ama uyanınca sensizliğin soğukluğunu hissediyorum.
Her anımda senin eksikliğinle savaşırken, seni düşündüğümde bile bir yandan huzur bir yandan tarifsiz bir acı var.
Seni sevmenin en güzel yanı, seni düşündüğümde yüreğimin hâlâ seninle olduğuna inanmak..
İnsanı en güzel şekilde yaratıp azalarını birbirleri ile uyumlu kılan, insana iman nurunu ilham ederek o iman ile onu bezeyip süsleyen, ona konuşma kabiliyeti verip konuşmasından dolayı diğer yaratılmışların önüne geçirip üstün kılan, kalbine ilim hazinelerini akıtan, kemale erdikten sonra üzerine rahmetinden perde gerdiren, sonra kalp ve aklını kapsadığı manaya, o dili tercüman yapan ve onun vasıtasıyla giydirmiş olduğu perdeyi kalpten kaldıran, insanın dilini hamd ile konuşturan, kendisine ihsan buyurduğu ilim ve konuşma nimeti karşılığında o lisanı, açıkça bir tercüman yapan Allah Teâlâ'ya hamd olsun.