Ah be Mustafa, içim yandı be çocuğum... Seni küçük yaşta çalışmaya mecbur bırakan yetimliğine mi yanayım, Cumali denen mendeburun vicdansızlığına mı, yoksa hakkını yiyen domuz Hasan Beye mi? Anan gibi yandı yüreğim be oğlum. Sen istedikçe o pantolonu, kızlara caka satayım diye için içini yedikçe ben kahroldum be çocuğum. Gitmesen olmaz mı be Mustafa? Ama nasıl da güzel öğretiyorsun bir şeyi çok isterken azimli, heyecanlı, çalışkan, yürekli, yaşından büyük olmak gerektiğini. Evet Mustafa, işte bu coğrafya böyle kuzum. Çocukluğun bazen ayakkabıya pençe atmakla geçer ve bir beyaz pantolon alamazsın. Üç gün üç gece tuğla pişirsen de alamazsın. Sen hayaller kurarsın ama bir it dölü hakkını yer oğlum... Olsun Mustafa, sen hayal kur, sen iste yavrum. Elbet sana hakkını verecek, yüreğine su serpecek bir "usta" çıkar çocuğum...