Yerin üzerinde bunlar olurken, yüklendikleriyle ağırlaşmış yerkabuğu, içindeki bulantıya daha fazla dayanamayarak, pek yakında çatırdamaya hazırlanıyordu. Zira dolup da taşmaya dost bulamamışlar için, er ya da geç muhakkak kusmak lazım geliyordu. İçten içe çürüyüp de hepten yok olmamak için…
Hayata devam edebilmek için bazen uzun uzun konuşmak, feryat figan ağlamak ve geçmişin katranından arınmaya çalışmak lazımdı. İçeride tutulan sözler azat edilecek, birikmiş gözyaşları özgürce dökülecek, ertelenmiş yaslar bir bir tutulacaktı ki, içine kapandıkça ağırlaşan, sahibine yük olan ruh ferahlasın. Zira bazı yükler ömür boyu tek başına taşınmayacak kadar ağırdı.
Ama işte demek ki hiç bırakmaz sanılanlar da insanı terk edebilirdi. Hem de en beklenmedik bir günde. Azalmaktan korkmak yerine, çoğalma umudu yeşertilen bir vakitte...