Elhâsıl: İmanın beş rüknü, bütün delilleriyle haşir ve neşrin vukuuna ve vücuduna ve dar-ı ahiretin vücuduna ve açılmasına delalet edip isterler ve şehadet edip talep ederler.
İşte bu hakikat-ı haşriyenin azametine tam muvafık böyle azametli ve sarsılmaz direkleri ve bürhanları bulunduğu içindir ki; Kuranı Mücizul Beyan'ın hemen hemen üçten birisini haşir ve ahiret teşkil ediyor. Ve onu, bütün hakaikına temel taşı ve üssü'l esas yapıyor ve herşeyi onun üstüne bina ediyor.
Batılı olmaya çalıştık beceremedik. Ne Şarklı olabildik ne Garplı. Bu konuda bir yazarımız şöyle diyor:
Garplı gibi binalar yapıyor çimentosunu, demirini çalıyor, kolonları kesiyoruz. Garplı gibi otomobillere biniyor ama emniyet kemeri yuvasına "roka" takıyor, muayeneye giderken komşudan yangın tüpünü ödünç alıyor, direksiyona kendimiz geçmiyor, içimizdeki canavarı geçiriyoruz. Garplı gibi tüketiyor ama çalışmadan kısa yoldan köşe dönelim istiyoruz. Garplının sistemlerini taklit ediyor ama ona rüşveti, dolandırıcılığı, hukuksuzluğu katıyoruz. Garplı gibi dünyevileşiyor, deniz tatilleri kayak tatillerine gidiyoruz ama otellerin yangın tedribatına üç kuruş harcayıp tedbir almıyoruz.
Ne siyaset, ne parti, ne inanç, ne mezhep, ne meşrep meselesi bu. Bu bir millet meselesi. Özünden uzaklaşıp bilinmeze, derin uçurumlara ilerleyen bir çürüme meselesi bu. Tartışacaksak bunu tartışalım, gerisi lafıgüzaf.