Emek verdim sanıyordum; meğer iz bırakmışım.
Bir dönemin sonundayım. Masamda yarım kalmış satırlar, altı çizilmiş post-it'li cümleler, bir de öğrencilerimin bana bıraktığı mektuplar var. 🥹💌 İnanın, insan bazen hayatın telaşı içinde neyin gerçekten önemli olduğunu unutuyor. Sonra bir zarf açıyorsun birkaç samimi cümle okuyor ve hatırlıyorsun. Bu yılın sonunda bana kalan en güzel şey ne anlatılan konular.. ne tutulan yoklamalar.. Hakikaten bana kalan, bir yerlerde iz bırakabildiğimi hissettiren bu güzelim mektuplar oldu. 🫂💞 Lüzumsuz Kadın eserinde kahraman, çevirileri yapar akabinde kutulara koyardı, onundu çünkü.. Ben de mektupları yıllar sonra her defasında yine yine yeniden hatırlamak için kutulara koyacağım. 💌 "Önemli biri olabilirdim, bir iz bırakabilirdim." Syf, 111 Lüzumsuz Kadın Fazlasıyla hüzünlüyüm. Keyifli okumalar arkadaşlar 🙏📚
Şarkı manifestim: Uyan, kalk ve hatırlamaya koyul!
suno.com/s/e1cX66YGB5fRuJLi suno.com/s/e1cX66YGB5fRuJLi suno.com/s/KLYzWBx6mzlNwDVS suno.com/s/MeGISgyk0hRV8Jwx Birkaç versiyonu oldu, artık hangisi size hitap ederse. 🦋 Okuduğumuz, dinlediğimiz, gördüğümüz, düşündüğümüz... her şeyin gerçekliğimizi oluşturduğunu öğrenince arada kendime böyle şarkılar yapıyordum. Bugün biraz daha farkındalıkla kendime bunu yaptım: Bazen ışığımız azalır ya da var mıydı diye sorgulatılır. İşte o duygu hallerinde kalmak da çıkmak da bizim seçimimize bakar. Hayat sadece bir kutlamadan ibaret olsun diye varken biz bazen bu gerçeği unutuyoruz ya da unutturuluyor. Ve aslında o kadar muhteşem varlıklarken bunu bile bilemeyiz çoğu zaman: Kendi kendimizi ezikler ya da küçük görüp dururuz. Çünkü böyle bakıp algıladıkça yaptığımız kötülüklere daha iyi kılıf buluruz. Her insan mükemmel bir şekilde yaratılmışken çoğu kendi içini tanımadan ya da fark etmeden olür. Sana söylenen olumsuz kalıpları silip yerine olumlu sözler, anlayışlar, bakışlar vs. koy: "Ailem böyleydi, imkanlar şöyleydi, bana kötü davrandılar, beni sevmediler, kimse bana inanmadı, kendimi sevmiyorum, şu bedenime bak, şu aklıma bak, şu acizliğime bak, çocukluğum berbat geçti, evliliğim berbat geçiyor vs." sorun değil, çözüm odaklı düşün. Akıllı ve iradeli bir varlıksın, Sonsuz, Sınırsız ve Her Şeyi imkanlı kılabilecek Yaratıcın var: Kendinin farkına varmak, kendini dönüştürmek ve başarmak için daha neyin olsun? Geçici Dünyaya uyum sağlamak için çabalayıp emek verirken kendi iç Dünyamızı tanımak, ona uyum sağlamak için niye emek ve çaba göstermiyoruz? Doğduk ve olene dek oyalanmaya neden olan etkilerle birlikteyiz: İç sesini bastırıp burayı Ona tercih edersen sen de kendini tanımlarken "Günah işlemişin soyundan geliyoruz, çiğ süt emdik, tabi ki suç
Duygu ve Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Annemin 'neyin var?' sorusu ile anında gözlerim dolar...
Uyandığında ter içinde kalmıştı, ocak ayında üşümeden uyumak veya terlemiş olmak hiç şüphesiz bir mutluluk sebebi sayılabilirdi. Birden günün aydınlanmasına rağmen yeterince dinlenmediğini hissetti ve bu kadar uyuyup nasıl dinlenemedim diye kendi kendine söylenmeye başlamadan önce saatine baktı, saat 04:23 ü gösteriyordu, şaşkınlığını gizleyemedi. Henüz sabah olmamışken bu aydınlık da neyin nesiydi.. Zor da olsa sıcak yatağında doğrulup bir süre bekledikten sonra ayağa kalktı, cama doğru yaklaştığında gökyüzünün turunculuğu ve caddeyi tümüyle kaplayan karları görünce durumun farkına vardı. Beyaz örtü ile gökyüzündeki renk adeta sabah olmuşçasına her yeri aydınlatmıştı.. Sabahın erken saatlerinde henüz hiç bir araba ya da yaya yola çıkmamış olduğundan yerlerde hiç bir lastik ya da ayak izi görünmüyordu, uçsuz bucaksız bir örtü kaplamıştı şehrin caddelerini.. İçinden bir his bu fırsatı kaçırmaması gerektiğini söylüyordu, çocukluğundan bu yana kar yağdığında heyecanla sokağa çıktığı anlar aklına geldi ve hiç üşenmeden üzerini sıkıca giyip dışarı çıkmak istiyordu. Birkaç dakika sonra atkısı, beresi, ayağına bir numara büyük ama kat kat giydiği çoraplar sayesinde tam oturan botlarıyla dışarı çıkmaya hazırdı, kapıdan dışarıya adım attığında yüzüne çarpan soğuk onu kendisine getirmiş bunun iyi bir fikir olmadığı konusunda adeta sert bir uyarıda bulunmuştu ama onun bunu dikkate aldığını söylemek pek mümkün değildi. Tanıdığı, bildiği sokaklarda yürüyordu ama bir yabancılık çektiği de doğruydu, tedirginliğinin sebebi adım attığı yerlerde kendisini bekleyen sürprizleri göremiyor oluşuydu, kar en az yirmi santim kalınlıkta kaplamıştı yerleri ve bu da adım attığı yerleri dikkatli seçmesi gerektiğinin bir işaretiydi, kaldırımlarla caddeler neredeyse aynı seviyedeydi, kaldırımdaki
İnsan ve Duygular
Denedim çelenk yapmayı, yalnızlığın cenazesi için. Dillendirilmemiş büyük bir mağduriyet var hikâyemde. Kendimce büyük oynadım: yaklaşık bir kalp yarıçapı kadar. Bir atmaca üfledi enseme; Sırtım olduğu gibi kanat. Tüylerimden söküyorum kaburgalarımı , Artık insandan farklı bir formdayım. Daha üstün değil ama , daha yeni olur belki Her akşamüzeri güneş, kızıl dalgalanmalarla saklanıyor sulara. Bu neyin utancı böyle, derin sulara gömülecek kadar?... İşte ayrılanların gözleri insana böyle bakar. Belki el yordamıyla, yüzümüzden arta kalanları toplayarak, Acının çıplak kemiklerine giydirebiliriz. Kefareti olmasa da merhemi olur belki Hiç eksik etmedim sırtından aynalarımı. İki kişi ,kıpkızıl ve dalga dalga gözlerle. Bir cenaze töreni hazırladılar yalnızlık için. Belli ki bir şeyler yanlış gitti , belki çapları eksik hesapladılar Ve bana bu büyük acıyı bıraktılar... Ki bu suya batmak ,ölümden daha derin. İki kişi yüz yüze ve sırtları aynaya dönük; Yüzüne bakarken bile sırtından sırtımı gözetledim. Hâlâ orada olduklarını bilmek istedim: Bir çift özgürlük garantimin
"Bazen ihtiyacımız olan, çözüm değil, hatırlamaktır..."
Dün, uzun bir aradan sonra defterime yazarken sonlara doğru kendimi ağlar buldum: 6 sayfa yazdığımı fark etmemiştim ama elimde benle yorulmuştu. (: Ya hep ya hiç kişilikle denge için çabalarken "... Evet, geçmişte ya da dünde veya birkaç saat öncede kalan her şeyin olması gerektiği gibi tam ve sağlam bitmesini niyet ediyorum: Olmeden tekrar doğamam. Tekrar doğabilmem için nelerin olmesi gerekiyorsa olsün. Nelerin unutulması gerekiyorsa unutulsun, neler yarımsa tamamlansın, nelerden kurtulmam gerekiyorsa kurtulayım, neleri/ neyi atmam gerekiyorsa atayım , ne birikmişse su gibi akıp gitsin. Gitsin ki ben biraz ben olabileyim..." böyle yazarken bir de iyi geliyor diye su sesi açmıştım. Suyun içimi yıkayıp arındırdığını hissettim ve bazen "Daha sonra." deyip biriktirdiğimiz o duygular da iki çeşme olarak boşaldı. O kadar sakin ve kolaydı ki sanki ağlamak yerine gülümsüyordum. Tuhaftı ama güzeldi. Bir de tam kendimi salıp sel akıntısı sağlayacakken ablamın gelmesiyle dinmişti. O an içimden sövmemek için kendimi tutsam da homurdanmamı tutmak istemedim. Bir kelime resmen ağlama tuşum haline gelmiş ve basmıştı. Böyle bir şey beklemediğim için hala garipsiyorum ama ağlamayı sevdiğim için lafı olmazdı. Bir şeyler için düşünüp çıkmazda hissederken başka uygulamadan çıkmak üzereyken önüme dua düştü. Samimi ve doğallıkla edilmiş olanlar ilgimi çektiği için merak ettim. Başkası vesilesiyle bana, ben vesilesiyle de size gitsin. 🌻 Uzun diye biraz kırpıyorum "... Allahım konuşamadığı her şeyi dua kabul et. İçinde sessizce yaşadığı yükleri hafiflet. Geceleri kaygılarıyla değil, rahmetinle uyusun. Kendi bile meye ihtiyacı olduğunu unutmuşsa Sen bil, Sen tamamla. Ve dedim ki: Çıktığı yollarda güzel insanlarla karşılaştır onu. Kalbini incitenlerden uzak tut. Dünyası daraldığında ona
Alıntı