Neyse bizim şampiyonlar ligi masası kurulmuş deniz kenarında ben gidiyorum çay çiğdem yapmaya zengin bu tadı nerden bilsin 😆
Geçiçi ileti...........
Bana facesın sen yazan abi, dayı, amca artık hangisini kabul edersen (aslında küfür etsem cük otururda) neyse bozmayacağım çizgimi.... Kaldı ki oladabilirdim kimene? Kimseye bir şey ispatlamak zorunda değilim.. Senin o attığım msjı senin karına, kızına iletiyorum.... Birde öğretmenmişsin(yalan sıkmadıysan) yazık utanıyorum seninle aynı meslekten olduğuma..... Okumakla insan olunmazın kanıtısın sen amca, dayı yada her ne haltsan... İnsan sevmiyorum ve evet yeterince sebebim var....
Alıntı
Reklam
Hissedilmiş olan neyse yaşanmış olan odur. Yks2026 :)
Alıntı
🤔 Neyse özgür şeçimler bunlar beni ilgilendir mez.. her şeçim kendi kaderini belirler, bizler buna asla müdeile edemeyiz, ve etmemeliyiz de , her deneyim kutsaldır.
Lakırdı
Öze dönmek denmeyedursun bir kara delik peyda olur ki ansızın, tenasül uzvunu dut yaprağıyla örtmüş bir Adem'den, rönesans tablolarındaki elma göğüslü Havva'ya, mal otlatan çobandan, sunağa yatırılan kurbana, sayısız imgeyi yutar. Hakikaten sayısız imge. Belki aralarında ufku işaret eden sarkık bıyıklı, börklü bir Tanrıkut Mete bile vardır. Ya da ayaklandırdığı köylülerle katolik klerjisini kılıçtan geçiren bir Florian Geyer... Eh haliyle sorar düşünen (sormalıdır düşünen), bu öz nedir, neyin nesidir, kişi bu öz denilen neyse ondan niçin nasıl uzaklaşmıştır ki bir de ona geri dönmekten bahis açsın. Açtığında da kolektif bilincin imgelerini ve dahi kendi imgelerini yutan bir kara delik peyda olsun. Bin kere değişmiş köyünü sanki hiç değişmemiş gibi hep aynı biçimde bulmayı hayal eden muhafazakar... Mücadele edebileceği zalim bulamadığında ne yapacağını şaşıracak devrimci... Kuşandıklarından, örtündüklerinden ötürü tenini unutan, sonra hatırlar gibi olup tüm libaslarını soymaya yeltenen kürklü kişi... Cavlak cavlak gezindiği yetmiyormuş gibi çıplak teninin de altındaki bir şeylerden dem vurmaya çalışan deli... Var mı âlemde özden, öze giden yollardan bahis açmayan kişi? Tanık olan demez mi bu ne tuhaf iştir bu nice biliştir? Der tabi.
Hint dizileri-Tatlı tabağı - Kahve...
Bölüm1. 🫯Elimde tatlı tabağı, Necati Amca'lardayım. Televizyon açık. Yine o Hint dizisi, yine o bitmek bilmeyen bakışmalar. Ekranda kadın ağlıyor, adam bakıyor; sonra birden müzik giriyor, dans etmeye başlıyorlar. Yaşa Teyze elinde odaya girdi, bizi öylece ekrana kilitlenmiş görünce duraksadı. Ekrandaki adamla göz göze geliyoruz, o bakış şu an elimde tuttuğum tatlıdan daha gerçek. Bir bardak kaç saniyede düşer yere? Necati Amca'nın televizyonunda bu süre hiç bitmiyor. O yaylı sesleri, o dans... Kendi hayatımı izlesem, arkadan kim çalardı? Bölüm 2.Tabağı bırakıyorum ama elim hâlâ hafif titriyor. Televizyonu kapatsalar bile o melodinin zihnimde yankılanmaya devam edeceğini biliyorum. Yaşa Teyze kahveleri getirip masaya bırakıyor. Sonra oturuyoruz. Sanki ekrandaki o devasa dram hiç yaşanmamış gibi sıradan bir sesle soruyor; sade yaptım ama içersin değil mi? Kahvenin acılığı, dizideki o yapay neşenin yanında çok daha sahici bir sızı gibi. Ama aklım hâlâ o bakışmada kalıyor. Çünkü bir noktada insan şunu ayırt edemiyor: Hangisi daha gerçek? Tatlı tabağı mı, Yaşa Teyze mi, yoksa o bitmeyen bakışma mı? Kapanış 🤝Bir noktadan sonra kalkıyorum. "Neyse" diyorum, sanki hayatın bir yerinden çıkış düğmesi varmış gibi. Eve geçiyorum. Ama çıkış sandığım şey aslında sadece sahne değişimiymiş. Adam hâlâ bakıyor, kadın hâlâ bakıyor, sonra bir anda dans başlıyor; sanki duygular çözülünce otomatik olarak koreografi yüklenmiş gibi. Kapıyı kapatıyorum, ama içeride kalan şey televizyon değil, o bakışmanın devam etme hissi. Eve varınca televizyonu açıyorum, diziye kaldığım yerden devam ediyorum (Çok ürkütücü)youtube.com/shorts/Z62r7ndi...
1000Kitap
Reklam
Reklam