İnsanlar gözlerini kaybettiklerinde değil, vicdanlarını kaybettiiklerinde körleşir. Körlüğün en tehlikeli biçimi, 'görmek istememektir'.
Bu körlük, toplumları felakete sürükler; çünkü görmeyen gözden çok, duymayan vicdan felakettir.
“Yirmi milyondan çoğuz şu ülkede. Köylüleriz. Ne birliğimiz var, ne de işçi arkadaşlarınki gibi sendikamız. Ne kadar enayi, ne kadar kör yaratıklarız! Ne kadar ayran geven! Aldığımız pahalı, sattığımız ucuz. Ele ele kepeğini üstüne koy. Ekiyoruz dikiyoruz havaya. Bir karşılık almadan tıkıyoruz oylarımızı sandıklara. Her seçim, her seçim şehirdeki beyleri seçiyoruz. Ne zaman kendimizden adamlar çıkarıp adam sırasına gireceğiz? Seçtiklerimiz bir daha bakmıyor yüzümüze…”