📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Talebe
Tara, aşırı muhafazakâr bir ailede büyür. Resmî eğitime hiç gitmeden geçen çocukluk yıllarının ardından kendi çabasıyla üniversiteye girer, sonra Cambridge ve Harvard’a uzanan bir akademik yolculuk yaşar. Ama asıl konu eğitim süreci değil aile içindeki fiziksel , psikolojik şiddet , katı kuralların, aşırı dindar düşünce yapısı gibi sorunlarla baş etmeye çalışmak ya da bunlarla yaşamayı bırakamamak.
Babasının mutlak otoritesi,
Annesinin pasif aynı zamanda çelişkili davranışları ,
Kardeşlerinin bir kısmının koruyucu bir kısmının şiddetin her türlüsünü meşrulaştırması okuru rahatsız edebilecek nitelikte.
Tara’nın eğitim yoluyla kazandığı eleştirel bilinç ailesinin mutlak doğrularını sorgulamayı kaçınılmaz kılar, çünkü ailesinde öğrendiği doğruların çelişkileriyle yüzleşir. Aldığı eğitim ona bir farkındalık kazandırır. Ailesinin aslında travma sebebi olduğuna, onlara karşı sevgi duymasına rağmen edindiği yeni kimlik ailesiyle sağlıklı bir ilişki kurmasını imkânsız hâle getirir.
Kitabı okuduktan sonra Tara bu otobiyografik romanını yazarken yaşadıklarını tekrar yaşadı mı, kendini sorguladı mı acaba diye kendimi düşünmekten alıkoyamıyorum. Çünkü kitabı okurken öğrendiği doğrularla yaşamaya devam etmesi, bu yönde diretmesi aynı zamanda şiddete boyun eğmesi, oldukça rahatsız ediciydi.
“Bizden başkası özgürleştiremez zihnimizi.” kitapta geçen bu cümle bazı şeylerin değişmesi için bir dayanaktı.
Sonuç olarak ailenin her zaman sığınacak bir liman olmayabileceğini, bazen sağlıklı olan uzaklaşmak olduğu düşüncesinin somut örneği.
Roman, başarı hikayesi diye geçiyor ama bence daha çok travmatik bir ailesi yapısını anlatıyor.
İyi okumalar