Çıkışı olmayan bir ormanda yaşayan bir insan gibi olsaydım, yaşayabilirdim ama ben ormanda yolunu kaybetmiş ve kaybolduğu için de telaşa düşmüş ve yeniden doğru yolu bulmak için elinden gelen bütün gayreti sarf eden biri gibiydim.
O hâlde bütün bu çaba niye? İnsanoğlu bunu nasıl göremez ve yaşamaya devam eder, şaşılacak şey doğrusu! Ancak hayatın sarhoşluğuna kapılmışsa yaşayabilir insan. Ayılır ayılmaz, bunun yalnızca bir yanılma, hem de aptalca bir yanılma olduğunu görür! Mesele bu ya! Komik ya da esprili bir yanı bile yok; sırf acımasızca ve aptalca.
Aslında bu hâlim, bir kayığa oturmuş, dalgalarla ve rüzgârla sürüklenen bir insanın hâline benziyordu. Bu durumdaki insan için çok önemli olan şu tek soruya; "Dümeni nereye kırmalı?" sorusuna cevap vermeksizin "Bu bizi bir yerlere götürüyor ya, gerisi önemli değil" diyen kimseler gibi olduğumun ayrımında değildim henüz.