“Size anlatmak istediğim daha gizemlidir, varlığın köklerine, duyuların ele gelmeyen kaynağına karışmıştır”. Göz ve Tin’in açılış epigrafını oluşturan Cézanne’ın sözleri, Merleau-Ponty felsefesinin temel hedeflerinden birine yani, bir oluş (genèse) düşüncesine denk düşer.
Merleau-Ponty’nin felsefi girişimi klasik estetiğin aksine resim üzerine değil resimden itibaren
düşünümdür. Zira Fransız filozofa göre Cézanne resmi doğum halindeki logosun fenomenal veç-
helerini olabildiğince somut biçimde ortaya koyar. Resim şeylerin ortasında, görünürdeki gö-
rünmezi, virtuel görünürü ortaya çıkarıp kendi görüşümüzün nasıl meydana geldiğini sergiler. Ressamın görüşü ise “sürekli bir doğuş”tur. Platon için felsefenin doğumu bir şaşkınlık, bir
thaumazein ise, Merleau-Ponty için resim, doğum üzerine bir şaşkınlıktır: bu neden hiçlik yerine
bir şey var sorusu değil “nasıl var?” sorusudur. Fransız filozof bu durumu şu şekilde dile getirir:
“Cézanne’ın tualleri, resmetmek istediği çoktan geçmiş olan ‘dünya anını’, üstümüze fırlatmayı sürdürmektedir. Onun Sainte-Victoire Dağı, Aix’in üstündeki sert kayada olduğundan başka
türlü ama en az o kayadaki kadar enerjik dünyanın bir ucundan diğerine oluşmaktadır ve
yeniden oluşmaktadır. Öz ve varoluş, imgelem ve gerçek, görünür ve görünmez resim, tensel
özlerden, etkin benzerliklerden, sessiz anlamlardan oluşan düşsel evrenini açarak bütün kategorilerimizi bulandırmaktadır”. Dolayısıyla, Merleau-Ponty için Cézanne resmi, sadece kurgusal bir olgu ortaya koymaz; ontolojik bir değeri vardır. Cézanne resmi klasik fenomenolojinin ifade olanaklarını aşan varlığı
ilgilendirir. Cézanne’ın yakalamaya çalıştığı dünyanın yabancılığı bizzat varlığın yabancılığına
ve uzaklığına dönüşür. Resmin bir varlık olarak oluşumu (ontogenèse) resimsel bir